<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hayata Şeydaca Bakış .. &#187; Tarihten</title>
	<atom:link href="http://www.seydacan.com/Kategori/tarihten/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seydacan.com</link>
	<description>Yüreğimden Satırlara</description>
	<lastBuildDate>Tue, 18 May 2010 06:41:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Tarihteki En Büyük Ekonomik Kriz Büyük Buhran Nedir?</title>
		<link>http://www.seydacan.com/2010/04/tarihteki-en-buyuk-ekonomik-kriz-buyuk-buhran-nedir.html</link>
		<comments>http://www.seydacan.com/2010/04/tarihteki-en-buyuk-ekonomik-kriz-buyuk-buhran-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Apr 2010 07:45:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>charlieCan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihten]]></category>
		<category><![CDATA[1029 krizi]]></category>
		<category><![CDATA[1929 krizi]]></category>
		<category><![CDATA[1939 krizi]]></category>
		<category><![CDATA[buhran]]></category>
		<category><![CDATA[büyük buhram]]></category>
		<category><![CDATA[büyük buhran]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik buhran]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik Kriz]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik kriz nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik kriz sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik krizler]]></category>
		<category><![CDATA[en büyük ekonomik kriz]]></category>
		<category><![CDATA[en büyük kriz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seydacan.com/?p=6753</guid>
		<description><![CDATA[Talihsiz bir şekilde Cumhuriyetimizin ilk yıllarına denk gelen Büyük ekonomik Buhran şüphesiz milletimize büyük zorluklar yaşatmıştır. Peki nedir bu Büyük Buhran; Milyonlarca insanın işsiz kaldığı bir trajedi haline gelen Büyük Buhran, hükümetin genel olarak ekonomi ve topluma karışmaya başladığı dönemdir. Büyük Buhran’ın başlangıcı “Kara Salı” olarak anılan 29 Ekim 1929 olarak kabul edilir. Bu, Amerikan]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignright size-medium wp-image-6754" title="buyuk_buhran" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2010/04/buyuk_buhran-250x182.jpg" alt="" width="250" height="182" /><br />
Talihsiz bir şekilde Cumhuriyetimizin ilk yıllarına denk gelen Büyük ekonomik Buhran şüphesiz milletimize büyük zorluklar yaşatmıştır. Peki nedir bu Büyük Buhran;<br />
Milyonlarca insanın işsiz kaldığı bir trajedi haline gelen Büyük Buhran, hükümetin genel olarak ekonomi ve topluma karışmaya başladığı dönemdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Büyük Buhran’ın başlangıcı “Kara Salı” olarak anılan 29 Ekim 1929 olarak kabul edilir. Bu, Amerikan borsasının dramatik bir şekilde %12,8 oranında düştüğü gündür. Dow Jones Endüstriyel Ortalaması, Temmuz 1932′de dibe vurarak değerinin nerdeyse %89′unu kaybetmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">1930′lar boyunca tüketici harcamaları sürekli azaldığı için işverenler sürekli daha fazla eleman çıkardılar. Bu da sonuç olarak işsizliğin ciddi boyutlara ulaşmasına sebep oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer ülkelerin de bu krizden etkilenerek korumacı bir politikaya yönelmesi yani ithalat-ihracat oranlarının düşüp ülkelerin kendi içlerine dönmesi sonucu kriz, küresel bir boyut kazandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Franklin Roosevelt ve İktisadi Yasaları</p>
<p style="text-align: justify;">Büyük Buhran döneminde Herbert Hoover Amerikan Başkanı idi. Ekonomiyi canlandırabilecek reformları hayata geçirmeye çalıştı ancak bunların nerdeyse hiç etkisi olmadı.</p>
<p style="text-align: justify;">1933 yılında, Amerika’daki işsizlik oranı sarsıcı bir şekilde %25′e ulaşmıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun üzerine, 4 Mart 1933′te Franklin Roosevelt başkanlık koltuğuna oturdu ve hemen “New Deal” adını verdiği iktisadi yasalarını yayınladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunlar ekonominin toparlanmasını öngören kısa dönem programlardı. Bu yasalar sadece ekonominin iyileştirilmesi ve iş destek programlarını kapsamıyordu. Aynı zamanda altın standardı ve yasakların sonunu getiriyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunları ikinci “New Deal” yasaları izledi. Yeni kanunlar ayrıca Sosyal Güvenlik Sistemi ya da Federal Yatırım Sigorta Kurumu gibi çok daha büyük kurumlara destek içeren uzun döneme yayılan programları kapsıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak bütün bunlara rağmen bu yıllarda da işsizlik artmaya devam etti. Roosevelt’in yasalarının ne kadar etkili olduğu konusunda tartışmalar bugün bile hala sürüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazıları bu yasaları işyerleri ve işverenlere karşı çok muhalif ve saldırgan olmakla suçlarken, bazıları Büyük Buhran’ın önüne geçemese de, en azından ekonomiyi düzene soktuğu ve çok daha büyük bir çöküşü engellediğini savunuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seydacan.com/2010/04/tarihteki-en-buyuk-ekonomik-kriz-buyuk-buhran-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kibriti İlk Kim Bulmuştur?</title>
		<link>http://www.seydacan.com/2010/03/kibriti-ilk-kim-bulmustur.html</link>
		<comments>http://www.seydacan.com/2010/03/kibriti-ilk-kim-bulmustur.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 09:52:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>charlieCan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihten]]></category>
		<category><![CDATA[Kibriti İlk Kim Bulmuştur?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seydacan.com/?p=6693</guid>
		<description><![CDATA[1680’ de Robert Boyle, kükürtlü kibrit aracılığıyla ateşi elde etmeyi becerdi. Keşfedilmesinin üzerinden binlerce yıl geçmiş olmasına rağmen ateş pratik halde elde edilemiyordu. Önceleri bir çelik, bir metal parçasına sürtülüyor ve ateş elde ediliyordu. Boyle’ nin kibriti, zımpara kağıdına sürtülmek suretiyle ateş alıyordu. 1827&#8242;de John Walker adlı bir İngiliz kimyacı, bir tahta çubuğun ucunu çeşitli]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2010/03/kibrit-250x166.jpg" alt="" title="kibrit" width="250" height="166" class="alignright size-medium wp-image-6694" />1680’ de Robert Boyle, kükürtlü kibrit aracılığıyla ateşi elde etmeyi becerdi. Keşfedilmesinin üzerinden binlerce yıl geçmiş olmasına rağmen ateş pratik halde elde edilemiyordu. Önceleri bir çelik, bir metal parçasına sürtülüyor ve ateş elde ediliyordu. Boyle’ nin kibriti, zımpara kağıdına sürtülmek suretiyle ateş alıyordu.</p>
<p>1827&#8242;de John Walker adlı bir İngiliz kimyacı, bir tahta çubuğun ucunu çeşitli kimyasallarla kaplayıp kuruttuktan sonra, çubuğun herhangi bir yüzeye sürtülmesiyle ateşin ortaya çıktığı keşfetti. Walker&#8217;ın kullandığı kimyasallar da antimon sülfür, potasyum klorat, zamk (gum) ve nişastaydı. İcadı da Türkçeye sürtünme kibriti olarak çevireceğimiz (friction matches) kibrit çeşidiydi.</p>
<p>1831 yılında kullanılışı basit ilk kibrit ise 19 yaşındaki genç bir Fransız öğrenci olan Charles Sauria tarafından beyaz fosfor kullanılarak yapılmıştır. Kokusuz kibrit olmasına rağmen beyaz fosforun zehirli olmasından dolayı pek tutulmamıştır.</p>
<p>1855&#8242;de İsveçli Johan Edvard Lundstrom ilk güvenlik kibritinin patentini almayı başarmıştır. Yaptığı kibrit ise bir kutunun dış yüzeyine kırmızı fosfor sürüp kalan kimyasal maddeleri ise kibrit çöpünün uç kısmına yerleştirilmesi sonucu meydana geliyor. Beyaz fosforun zehirinden ve sürtünme kibritlerinde görünen şiddetli alev alma sorunlarını gidermiştir.</p>
<p>1889&#8242;da Joshua Pusey, ilk kibrit kutusunu icat edip patentini almış, 1896&#8242;da patentini Diamond Match Company&#8217;ye 4000 dolar ve bir iş karşılığında satmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seydacan.com/2010/03/kibriti-ilk-kim-bulmustur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hocalı Katliamı</title>
		<link>http://www.seydacan.com/2010/03/hocali-katliami.html</link>
		<comments>http://www.seydacan.com/2010/03/hocali-katliami.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 07:44:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>charlieCan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihten]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seydacan.com/?p=6686</guid>
		<description><![CDATA[Hocalı Katliamı (Azerice: Xocalı soyqırımı) &#8211; Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti&#8217;nın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan Azeri sivillerin Ermeniler tarafından toplu şekilde öldürülmesi olayıdır. &#8220;Memorial&#8221; İnsan Hakları Savunma Merkezi, İnsan Hakları İzleme Örgütü, The New York Times gazetesi ve Time dergisine göre katliam, Ermenistan&#8217;ın ve 366. Motorize Piyade Alayı&#8217;n desteğindeki]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Hocalı Katliamı (Azerice: Xocalı soyqırımı) &#8211; Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti&#8217;nın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan Azeri sivillerin Ermeniler tarafından toplu şekilde öldürülmesi olayıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Memorial&#8221; İnsan Hakları Savunma Merkezi, İnsan Hakları İzleme Örgütü, The New York Times gazetesi ve Time dergisine göre katliam, Ermenistan&#8217;ın ve 366. Motorize Piyade Alayı&#8217;n desteğindeki Ermeni güçleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Karabağ Savaşında Ermeni kuvvetlere komutanlık yapmış bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve Markar Melkonyan&#8217;ın aktardığına göre kardeşi Monte Melkonyan, katliamın Ermeni güçler tarafından yapılan bir intikam olayı olduğunu açıklamışlar.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hocalı Katliamını Dağlık Karabağ&#8217;ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak nitelendirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Saldırıda ölenlerin sayısı, Azerbaycan Cumhuriyeti&#8217;nin resmî açıklamasına göre, 106&#8242;sı kadın, 83&#8242;ü çocuk olmak üzere toplam 613 sakin ve Zaman gazetesi&#8217;nin tahminine göre toplam 1.300 kişidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Arka Planı<br />
Dağlık Karabağ bölgesinin en önemli tepelerinden birisinde olan Hocalı kasabası Ermeni güçleri için önemli bir askerî hedef niteliğinde idi. Kasaba Hankendi&#8217;le Ağdam&#8217;ı bağlayan yolun üzerinde bulunup bölgenin tek havalimanı için üs konumundaydı. Human Rights Watch&#8217;ın raporuna göre Hocalı kasabası Hankendi&#8217;ni top ateşine tutan Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri tarafından üs olarak kullanıldığı için Ermeni kuvvetler tarafından top ateşine tutulmaktaydı.<span id="more-6686"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Aralık 1991&#8242;de Hankendi çevresinde yerleşen ve Azerilerin yaşadığı Kerkicahan kasabasının alınmasından sonra, Hocalı kasabası tamamen Ermeni ablukasında kaldı. 30 Ekim&#8217;den itibaren kara yoluyla ulaşım kapanmış ve tek ulaşım vasıtası olarak helikopter kalmıştı. 20 Kasım 1991&#8242;de Hocavend semalarında Mi-8 helikopterin Ermeni kuvvetler tarafından vurulması ve sonuçda bir kaç Azerbaycan devlet resmileri, Rus ve Kazak gözlemciler dahil 20 kişinin ölümünden sonra, hava ulaşımı da kesilmişti. İşgalden önce 1991-1992 kış aylarında Hocalı sürekli olarak bombalanmıştır. Hocalıdan çıkmış mültecilerin İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;ne söylediklerine göre, bazı durumlarda bombardımanlar açıkca sivil hedeflere karşı yönlendirilmiştir.  Saldırı öncesi, birkaç aydır kasaba elektrik ve gazdan yoksundu.</p>
<p style="text-align: justify;">936 km2&#8242;lik alana sahip, savaşdan önce 2.605 aileden ibaret 11.356 kişinin yaşadığı Hocalı kasabası 26 Şubat 1992 tarihinde yağmaya maruz kalmış ve kasaba tamamıyla yok edilmiştir. Uzun süre cesetlerin alınması bile mümkün olmadı. Kasaba Alef Hacıyev komutasındaki yaklaşık 160 hafif silahlı kişiden oluşan Özel Polis Gücü (OMON) birlikleri tarafından savunulmaktaydı. İlaveten 200 kişilik savunma kuvvveti mevcuttu.</p>
<p style="text-align: justify;">Ermeni güçleri 1992 yılının 25 Şubatı 26 Şubat&#8217;ta bağlayan gecede bölgedeki 366. Alayın da desteği ile önce giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı kasabasında, Azeri resmî rakamlarına göre, 83 çocuk, 106 kadın ve 70&#8242;den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 sakin öldürülmüş, toplam 487 kişi ağır yaralanmıştır. 1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin bir çoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başları kesildiği görülmüştür. Hamile kadınlar ve çocuklar bile bundan nasibini almıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eski ASALA eylemcilerinden Monte Melkonyan, Hocalıya yakın bölgede Ermeni askeri birliklere komutanlık yapmış ve katliamdan bir gün sonra Hocalı çevresinde gördüklerini günlüğünde anlatmıştır. Melkonyan&#8217;ın olümünden sonra, Markar Melkonyan kardeşinin günlüğünü Benim Kadeşimin Yolu (My Brother&#8217;s Road) başlığıyla ABD&#8217;de çikardığı kitapda Hocalı katliamını şöyle tasvir ediyor :<br />
“ Bir gece önce akşam 11 civarında, 2.000 Ermeni savaşçısı, Hocalı&#8217;nın üç tarafındaki yüksekliklerden ilerleyerek, kasaba sakinlerini doğudakı açılışa doğru sıkıştırmışlar. 26 Şubat sabahına kadar mülteciler Dağlık Karabağın doğu yüksekliklerine ulaşmış ve aşağıdakı Azeri kenti olan Ağdam&#8217;a doğru inmeye başlamışlar. Burdaki tepeciklerde yerleşen sivilleri güvenli arazide takip eden Dağlık Karabağ askerleri onlara ulaşmışlar. Mülteci kadın Reise Aslanova İnsan Hakları İzleme Örgütüne verdiyi açıklamada &#8220;Onlar sürekli ateş ediyorlardı&#8221; diye konuşmuştu. Arabo&#8217;nun savaşçıları daha sonra uzun zaman kalçalarında taşıdıkları bıçakları kınlarından çıkarakak bıçaklamaya başlamışlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Şu anda yalnız kuru çimenden esen rüzgarın sesi ıslık çalıyordu, ve ceset kokusunu uçurması için bu rüzgar henüz erkendi.</p>
<p style="text-align: justify;">Monte üzerinde kadınların ve çocukların kırılmış kuklalar gibi saçıldığı çimene eğilerek &#8220;Disiplin yok&#8221; diye fısıldadı. O bu günün önemini anlıyordu: bu gün Sumgayıt Pogromunun dördüncü yıldönümüne yaklaşıyordu. Hocalı stratejik bir amaç olmasından başka aynı zamanda bir öç alma eylemiydi.<br />
”</p>
<p style="text-align: justify;">Bugünkü Ermenistan cumhurbaşkanı ve savaş süresinde Karabağ&#8217;da Ermeni güçlerine kumandanlık yapmış Serj Sarkisyan&#8217;ın İngiliz araştırmacısı ve yazarı Thomas De Waal&#8217;a söylediklerine göre:<br />
“Hocalıdan önce, Azerbaycanlılar bizim şaka yaptığımızı sanıyordu, Ermenilerin sivil topluma karşı el kaldırmayacaklarını sanıyorlardı. Biz bunu [stereotipi] kırmayı başardık. Ve olay işte bu. Ayni zamanda o delikanlıların arasında Bakü&#8217;den ve Sumgayıt&#8217;tan kaçanlarında olmasını anlamalıyız.”</p>
<p style="text-align: justify;">Ermenistan Maslahatgüzar&#8217;ı Movses Abelyan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu&#8217;na Ermenistan Dış İşleri Bakanlığı tarafından takdim ettiği mektupda, Azerbaycan&#8217;ın olayı &#8220;utanmazcasına kullandığını&#8221; söylemiştir. Abelyan, eski Azerbaycan cumhurbaşkanı Ayaz Mutallibov&#8217;un Çek gazeteci Dana Mazalova ile yaptığı ve 2 Nisan 1992&#8242;de Rusya&#8217;nın Nezavisimaya Gazeta gazetesinde yayımlanan röportaja dayanarak, sivillerin kaçışını kolaylaştırmak amacıyla Karabağ&#8217;daki Ermenilerin açmış olduğu dağ geçidinden yerli halkın kaçışının Azerbaycan Halk Cephesi militanları tarafından önlendiğini savunmuştur.[19]. Ayrıca Abelyan, Ermenilerin Azeri sivillere beyaz bayrak ile kasabayı terketme çağrısında bulunduğunu söyleyen bir Azeri kadınının sözünden alıntı yapan İnsan Hakları İzleme Örgütü Helsinki Watch bölümünün Eylül 1992 raporuna dayanarak, gerçekten Azeri militanlarının kaçmaya çalışanları vurduğunu yazmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha sonraki röportajlarda Mutallibov, Ermenileri kendi sözlerini bariz şekilde yanlış yorumlaması gerekçesiyle suçlamış ve sadece, &#8220;Azerbaycan Halk Cephesi Hocalı katliamının sonuçlarını kendi siyasi çıkarlarına kullandı&#8221; diye söylediğini vurgulamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">İlaveten, İnsan Hakları İzleme Örgütü İcra Direktörü, sivil ölümlere Karabağ Ermeni güçlerinin doğrudan sorumlu olduğunu, hem kendi raporu hem de Memorialın raporunun Azeri güçlerin sivillerin kaçışını engellediğine ve sivillere ateş açtığına dair argümanı destekleyen herhangi delilin içermediğini ifade etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Uluslararası tepki<br />
İnsan Hakları İzleme Örgütü olayı Dağlık Karabağ Savaşı içerisinde yapılan en büyük katliam olarak nitelemiştir.Azerbaycan Parlamentosu 1994&#8242;te Hocalı&#8217;da yaşanan katliamı &#8220;soykırım&#8221; olduğunu ilan etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi&#8217;nin 30 üyesi (12 Türkiyeli, 8 Azerbaycanlı, 3 Birleşik Krallıklı, 2 Arnavutluklu, 1 Bulgaristanlı, 1 Lüksemburglu, 1 Eski Yugoslavya Federal Cumhuriyeti&#8217;nın Makedonya Cumhuriyetili, 1 Norveçli ve 1 Polonyalı) tarafından imzalanan, Ermeniler tüm Hocalıları öldürdüler ve tüm şehri harap ettiler ifadesinin de yer alan ve 19. yüzyılın başlarından beri Ermenilerin tarafından Azerilere karşı işlenen soykırım olarak tanınmaya adım atılması gerektiğini bütün parlamento üyelere söyleyen 324 nolu bildiri yayımladı.</p>
<p style="text-align: justify;">2009&#8242;un Şubat ayında Kaliforniya Eyalet Alt Senatosu&#8217;nun üyesi Felipe Fuentes, Azerbaycan cumhurbaşkanı İlham Aliyev&#8217;e yazdığı mektupda Hocalı olaylarını Azeri katliamı şeklinde nitelendirerek, kurbanların ailelerine başsağlığını sunmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">(*) Kaynakları Wiki&#8217;nin &#8220;Hocalı Katliamı&#8221; konusunda bulabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seydacan.com/2010/03/hocali-katliami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadastro Nedir? Mısır Piramitleri Nasıl İrice Bir Yapıdadır?</title>
		<link>http://www.seydacan.com/2010/03/kadastro-nedir-misir-piramitleri-nasil-irice-bir-yapidadir.html</link>
		<comments>http://www.seydacan.com/2010/03/kadastro-nedir-misir-piramitleri-nasil-irice-bir-yapidadir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 09:59:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>charlieCan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihten]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kadastro Nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır Piramitleri Nasıl İrice Bir Yapıdadır?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seydacan.com/?p=6672</guid>
		<description><![CDATA[Yüzey ve engebeleri inceleme, yükseltileri hesaplama metodu. Dünyâ üzerindeki tabiî ve yapma engebelerin harita ve plânlarda belirtilmesi gâyesiyle bu husus devlet tarafından tesbit edilmiştir. Kadastronun gâyesi sağlam ve açık bir tapu sicili sistemi kurmaktır. Târihî belgelerden anlaşıldığına göre kadastro ile ilgilenen ve bunu geliştiren eski Mısırlılardır. Mısır piramitlerin iri yapılması, kadastro tekniğinin uygulanması ile mümkün]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignright size-medium wp-image-6674" title="12" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2010/03/12-250x178.jpg" alt="" width="250" height="178" /><br />
Yüzey ve engebeleri inceleme, yükseltileri hesaplama metodu. Dünyâ üzerindeki tabiî ve yapma engebelerin harita ve plânlarda belirtilmesi gâyesiyle bu husus devlet tarafından tesbit edilmiştir. Kadastronun gâyesi sağlam ve açık bir tapu sicili sistemi kurmaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Târihî belgelerden anlaşıldığına göre kadastro ile ilgilenen ve bunu geliştiren eski Mısırlılardır. Mısır piramitlerin iri yapılması, kadastro tekniğinin uygulanması ile mümkün olmuştur. Bunun yanısıra Romalılarda da sınırları ve yeni şehirlerin kurulacağı yerleri belirtmek için veya yolların ve su kemerlerinin yapımında kadastro metodundan istifâde edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Osmanlı Devletinde tapu siciline âit kayıtlara Kânûnî Sultan Süleymân Han zamânında başlanmıştır. Bunlar 2320 cilt olarak Ankara’da “kuyûdât-ı kadîme” denilen eski kayıtlar mahzeninde saklanmaktadır. Tapu ile ilgili kânun hükmünde irâde ve fermanlarla, târifnâme ve tâlimatnâmeler olmuştur. 1858’de Arâzi Kânunu çıkarılmıştır. Buna göre arâzi beşe ayrılmıştır. 1) Mülki arâzi, 2) Askerî arâzi, 3) Vakıf arâzi, 4) Kamu arâzisi, 5) Ölü arâzi.</p>
<p style="text-align: justify;">İlk kadastro çalışmaları Sultan İkinci Abdülhamîd Han devrinde başlamıştır ve hâlen kadastroculuk Türkiye’de uygulanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kadastroculuğun esâsı geometri kânunlarına dayandırılmıştır. Kadastroda, engebe belirleme işlemi basit bir çelik metreyle gerçekleştirilir. Buna “Zincir Eğrisi Kadastroculuğu” adı verilmektedir. “Teodolit Çapraz Kadastroculuğu” diye bilinen kadastroculuk ise uzaklıkların yanı sıra açıların da yeraçı ölçeri ölçümünü gerçekleştirmeye yarar. Yalnızca açıların ölçülmesine dayanan kadastroculuğa da “Teodolit Arakesit Kadastroculuğu” denir.</p>
<p style="text-align: justify;">(*Kaynak: Yeni Rehber Ansiklopedisi 10 &#8211; Sf.371)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seydacan.com/2010/03/kadastro-nedir-misir-piramitleri-nasil-irice-bir-yapidadir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>12Mart İstiklal Marşının Kabulü</title>
		<link>http://www.seydacan.com/2010/03/12mart-istiklal-marsinin-kabulu.html</link>
		<comments>http://www.seydacan.com/2010/03/12mart-istiklal-marsinin-kabulu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 08:17:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>charlieCan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihten]]></category>
		<category><![CDATA[12mart istiklal marşının kabulü]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal marşı]]></category>
		<category><![CDATA[milli marşımız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seydacan.com/?p=6666</guid>
		<description><![CDATA[İstiklal Marşı&#8217;nın Seçilmesi ve Diğer 6 Şiir 23 Nisan 1920 günü Meclis açılmış. İstiklal Harbi başlamış. Ordularımız, Anadolu&#8217;yu işgal edenlerle savaşıyor. Yunan ordusu Ankara yakınlarına kadar ilerlemiş. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa. Meclis bu ortamda, yeni kurulan Türk Devleti için bir İstiklal Marşı hazırlatmak istiyor. 1920 yılı sonlarında bu amaçla bir şiir yarışması açılıyor. Katılımcılara 6]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>İstiklal Marşı&#8217;nın Seçilmesi ve Diğer 6 Şiir </strong></p>
<p style="text-align: justify;">23 Nisan 1920 günü Meclis açılmış. İstiklal Harbi başlamış. Ordularımız, Anadolu&#8217;yu işgal edenlerle savaşıyor. Yunan ordusu Ankara yakınlarına kadar ilerlemiş. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa.<br />
Meclis bu ortamda, yeni kurulan Türk Devleti için bir İstiklal Marşı hazırlatmak istiyor. 1920 yılı sonlarında bu amaçla bir şiir yarışması açılıyor.<br />
Katılımcılara 6 ay süre veriliyor.<br />
İstiklal Marşı yarışmasına bu süre içerisinde tam 724 şiir gönderiliyor. O zamanki adıyla Maarif Vekaleti, yani Milli Eğitim Bakanlığı, bu şiirleri değerlendirmek için bir komisyon kuruyor.<br />
O dönemin Türkiye&#8217;sinde böyle bir yarışma açacaksınız, bunu iletişim olanaklarının neredeyse sıfır olduğu bir ülkede herkese duyuracaksınız ve 724 şiir yarışmaya katılacak, zor iştir.<br />
Bu şiirler tek tek okunuyor, içlerinden 6 şiir elemeyi geçip Meclis Matbaası tarafından bastırılıyor ve milletvekillerine dağıtılıyor.<br />
Ayrıca kazanan şiir için 500 lira ödül var. O zaman için çok büyük bir para.<br />
O sırada Maarif Vekili olan Hamdullah Suphi (Tanrıöver), Ankara&#8217;da yaşayan ve aynı zamanda milletvekili olan ünlü şairimiz Mehmet Akif (Ersoy)&#8217;dan da bir şiir istiyor. Fakat doğrusunu isterseniz, Ersoy&#8217;dan niçin şiir istendiğini bilmiyorum.<br />
Elemeyi kazanan şiirler beğenilmemiş miydi, yoksa başka bir nedeni mi vardı?</p>
<p style="text-align: justify;">***<br />
Bunun üzerine Mehmet Akif Bey ‘‘Ben mebusum (milletvekiliyim), müsabakaya katılmam. Ayrıca bir şiir yazıp size veririm’’ diyor.<br />
Evinde yazmaya başlıyor ve ‘‘kahraman ordumuza’’ ithaf ettiği şiiri bitirdiğinde, Maarif Vekaleti&#8217;ne teslim ediyor.<br />
Böylece yarışmaya 7. şiir de katılmış oluyor.<br />
Müsabaka sonuçlanıyor. Mehmet Akif Bey&#8217;in şiiri Meclis kürsüsünden Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey tarafından büyük bir coşkuyla okunuyor.<br />
Büyük tezahürat ve alkışlar arasında ve oybirliği ile İstiklal Marşı olarak kabul ediliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Tarih 12 Mart 1921<br />
İstiklal Marşı şiiri kabul edildikten hemen sonra, kürsüden bir kez daha okunuyor ve bütün milletvekilleri bu kez ayakta dinliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Meclis yetkilileri birkaç gün sonra Mehmet Akif Bey&#8217;e 500 liralık para ödülünü vermeye geliyorlar. Almayı reddediyor.<br />
‘‘Ben müsabakaya girmedim. Bu para benim hakkım değildir ve bana ait değildir’’ diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Meclis yetkilileri ısrar ediyorlar&#8230; ‘‘Bu parayı kasamızda tutamayız. Siz alın, isterseniz bir yere bağışlayın’’ diyorlar.<br />
Mehmet Akif Bey bunun üzerine parayı alıyor ve hastanede yatmakta olan yaralı gazilerimize bağışlıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">1</p>
<p style="text-align: justify;">Yıllarca altı cephede ateşle kanlara;<br />
Türk&#8217;ün hilâl-ü dinine düşman olanlara;<br />
Ceddin o; Yıldırım gibi saldın zaman zaman<br />
Yüksek başın eğilmedi bir art cihanlara</p>
<p style="text-align: justify;">Ey kahramanlar ordusu, ey yıldırım-Şitab.<br />
Göster cihan-ı mağribe bir kanlı inkılab</p>
<p style="text-align: justify;">Ey mazi-i havariki bin destan olan;<br />
Garbın zalam-ı zulmüne yüz yıl kılınç salan<br />
Arslan yürekli ordu; demir giy; silah kuşan!<br />
Zira hududu kapladı ateşle kan, duman.</p>
<p style="text-align: justify;">Ey kahramanlar ordusu, ey yıldırım &#8211; Şitab,<br />
Göster cihan-ı mağribe bir şanlı inkılab!</p>
<p style="text-align: justify;">Arslan mücahid ordusu, ey haris-i salah<br />
Destinde seyf-i hak gibi pek şanlı bir silah<br />
Açtın sema-yi millete pür-nûr bir sabah.<br />
Atî bizim&#8230; bizim artık vatan, zafer, felah.</p>
<p style="text-align: justify;">Ey kahramanlar ordusu; ey yıldırım &#8211; Şitab.<br />
Göster cihan-ı mağribe bir şanlı inkılab</p>
<p style="text-align: justify;">MEHMET MUHSİN</p>
<p style="text-align: justify;">2</p>
<p style="text-align: justify;">Altı bin yıl efendilik yaptın,<br />
&#8220;Kahraman Türk&#8221; idi cihanda adın.<br />
Bir ateşten siperdin İslam&#8217;a<br />
Sönmeyen bir güneş gibi yaşadın.</p>
<p style="text-align: justify;">Ey büyük ünlü milletim ileri!<br />
Hasmına çiğnetme koş bu şanlı yeri!<br />
Düşmanın bir cihansa dostun<br />
Hak Hakkın elbette müstakil yaşamak</p>
<p style="text-align: justify;">Atıl, ez, vur, senindir istiklâl<br />
Ebedî parlasın şu al bayrak&#8230;<br />
Ey benim şanlı milletim ileri;<br />
Ele çiğnetme koş bu ülkeleri!</p>
<p style="text-align: justify;">M (Bursa Milletvekili Muhittin Baha Bey Yarışmaya &#8220;M&#8221; rumuzu ile katıldı. Müzakereler esnasında şiirini geri çekti.)</p>
<p style="text-align: justify;">3</p>
<p style="text-align: justify;">Ey Müslüman, ey Türk oğlu<br />
Açıldı istiklâl yolu<br />
Benim bu son günlerimdir,<br />
Diyor bize Anadolu.</p>
<p style="text-align: justify;">Çek sancağı Türk ordusu<br />
Olmaz Türk&#8217;ün can korkusu<br />
Esarete dayanır mı<br />
Türk vatanı, Türk namusu?</p>
<p style="text-align: justify;">Bu son savaş bize farzdır,<br />
Fırsatımız gayet azdır,<br />
Muzaffer ol da ey millet<br />
Altın ile tarih yazdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Birleşelim özümüzden,<br />
Dönmeyelim sözümüzden,<br />
Hem silelim bu lekeyi,<br />
Tarihdeki yüzümüzden.</p>
<p style="text-align: justify;">İSKENDER HÂKİ</p>
<p style="text-align: justify;">4</p>
<p style="text-align: justify;">Göz yaşına veda et<br />
Ey güzel Anadolu!<br />
Hakkını korur elbet<br />
Türk&#8217;ün bükülmez kolu</p>
<p style="text-align: justify;">Cenk ederiz genç, koca<br />
Bugün değil, yarın da<br />
Yadımız ağladıkça<br />
İzmir ezanlarında.</p>
<p style="text-align: justify;">Hak yolunda kan olur,<br />
Dünyalara taşarız;<br />
Ya şerefle vurulur,<br />
Ya efendi yaşarız.</p>
<p style="text-align: justify;">Her gün yeni bir hile<br />
Arkasından satıldık;<br />
Her gün yeni bir dille<br />
Yurdumuzdan atıldık</p>
<p style="text-align: justify;">Yeter, ey Ka&#8217;be&#8217;mizi<br />
Elimizden alanlar<br />
Alıkoyamaz bizi<br />
Yolumuzdan yalanlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Hangi alçak el alır,<br />
El zinciri boynuna?<br />
Kim Yunan&#8217;ı bırakır<br />
Türk kızının koynuna?</p>
<p style="text-align: justify;">KEMALEDDIN KAMI</p>
<p style="text-align: justify;">5</p>
<p style="text-align: justify;">Millet aşkı, din aşkı, vatan aşkı uyansın<br />
Yurdumuza göz dikenler al kanlara boyansın<br />
Ya ben ya onlar diyen silâhına dayansın</p>
<p style="text-align: justify;">Türk oğludur bu millet<br />
Türk&#8217;ündür bu memleket<br />
Türk oğludur bu millet<br />
Türk&#8217;ündür bu memleket</p>
<p style="text-align: justify;">Düşman gözü tutamaz yanar dağlar başını<br />
Bağrımızda saklarız vatanın her taşını<br />
Yurdumuza yan bakan döker gözün yaşını</p>
<p style="text-align: justify;">Türk oğludur bu millet<br />
Türk&#8217;ündür bu memleket<br />
Türk oğludur bu millet<br />
Türk&#8217;ündür bu memleket</p>
<p style="text-align: justify;">Can veririz her zaman hürriyet yoluna<br />
‘Ya gazi, ya şehid’lik ne devlettir kuluna<br />
Ata emanet etmiş namusunu oğluna</p>
<p style="text-align: justify;">Bize Türk oğlu derler<br />
Hep bizimdir bu yerler</p>
<p style="text-align: justify;">A.S.</p>
<p style="text-align: justify;">6</p>
<p style="text-align: justify;">Türk&#8217;ün evvelce büyük bir pederi<br />
Çekti sancağı hilâl-i sehari<br />
Kanımızla boyadık bahr ü berri<br />
Böyle aldık bu güzel ülkeleri</p>
<p style="text-align: justify;">İleri, arş ileri, arş ileri<br />
Geri kalsın vatanın kahpeleri</p>
<p style="text-align: justify;">Seni ihya için ey nâmı büyük<br />
Vatanın uğruna öldük öldük<br />
Ne büyük kaldı bu yolda ne küçük<br />
Siper oldu sana dağlar gibi Türk</p>
<p style="text-align: justify;">Yürü ey milletin efradı yürü<br />
Ak süt emmiş vatan evlâdı yürü</p>
<p style="text-align: justify;">Vatan evlâdını kurban edeli<br />
Milletin hür yaşamaktır emeli<br />
Veremez kimseye bir Çamlıbeli<br />
Bağlanır mı acaba Türk&#8217;ün eli</p>
<p style="text-align: justify;">İleri, arş ileri, arş ileri<br />
Çiğnenir çünkü kalan yolda geri.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>HÜSEYİN SUAD</strong></p>
<p>iSTiKLAL MARŞI</p>
<p>Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;<br />
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.<br />
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;<br />
O benimdir, o benim milletimindir ancak.</p>
<p>Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!<br />
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?<br />
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal&#8230;<br />
Hakkıdır, hakk&#8217;a tapan, milletimin istiklal!</p>
<p>Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.<br />
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!<br />
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.<br />
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.</p>
<p>Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,<br />
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.<br />
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,<br />
&#8216;Medeniyet!&#8217; dediğin tek dişi kalmış canavar?</p>
<p>Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.<br />
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.<br />
Doğacaktır sana va&#8217;dettiği günler hakk&#8217;ın&#8230;<br />
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.</p>
<p>Bastığın yerleri &#8216;toprak!&#8217; diyerek geçme, tanı:<br />
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.<br />
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:<br />
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.</p>
<p>Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?<br />
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!<br />
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,<br />
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.</p>
<p>Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:<br />
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.<br />
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,<br />
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.</p>
<p>O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,<br />
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,<br />
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na&#8217;şım;<br />
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.</p>
<p>Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!<br />
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.<br />
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:<br />
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;<br />
Hakkıdır, hakk&#8217;a tapan, milletimin istiklal!</p>
<p>Mehmet Akif Ersoy</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seydacan.com/2010/03/12mart-istiklal-marsinin-kabulu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>30 Ağustos Zafer Bayramı  Günün Anlamı Ve Önemi</title>
		<link>http://www.seydacan.com/2009/08/30-agustos-zafer-bayrami-gunun-anlami-ve-onemi.html</link>
		<comments>http://www.seydacan.com/2009/08/30-agustos-zafer-bayrami-gunun-anlami-ve-onemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2009 07:25:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>charlieCan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihten]]></category>
		<category><![CDATA[30ağustos zafer bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[birinci dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[zafer bayramı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seydacan.com/?p=5966</guid>
		<description><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu. Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi. 19 Mayıs 1919&#8242;da Atatürk&#8217;ün Samsun&#8217;a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk&#8217;ün]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-5967" href="http://www.seydacan.com/30-agustos-zafer-bayrami-gunun-anlami-ve-onemi/zafer_bayram_/"><img class="alignleft size-medium wp-image-5967" title="zafer_bayram_" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/08/zafer_bayram_-300x173.jpg" alt="zafer_bayram_" width="300" height="173" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu.<br />
Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi. 19 Mayıs 1919&#8242;da Atatürk&#8217;ün Samsun&#8217;a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk&#8217;ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı&#8217;nı başlattı. Amasya Genelgesi&#8217;nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919&#8242;da Ankara&#8217;ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920&#8242;de TBMM&#8217;yi kurdu. Böy-lece hem memleketin yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı&#8217;nın merkezi Ankara oluyordu.<br />
TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı. &#8220;Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü&#8221;nden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa girildi. İlk başarı, Doğu&#8217;da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı. Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar&#8217;a büyük bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, or-dularına: &#8220;Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.&#8221; emrini verdi.<br />
Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti 1699 Karlofça Antlaşmasından beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya Savaşı, Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal&#8217;e &#8220;gazi&#8221; unvanı ve &#8220;Mareşal&#8221; rütbesi verildi.<br />
Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı&#8217;ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme kararı alındı.<br />
1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk birlikle-ri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydmld&#8221;. İstanbul&#8217;daki cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen toplar onarıldı. Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal&#8217;in başkomutan-lığını yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922&#8242;de düşmana saldırdı. Bir saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos&#8217;ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis&#8217;te vardı.<br />
Bu savaş, Atatürk&#8217;ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık<br />
Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı.<br />
Büyük Tarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra düşman, İzmir&#8217;e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922&#8242;de İzmir&#8217;in kurtarılmasıyla yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu. Hain düşmanın, haksızca ve alçakça işgaline &#8220;dur&#8221; diyen ve kanımızın son damlasını akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı dünyaya ispatlayan bu büyük zaferi her yıl, 30 Ağustos günü, bayram yaparak kutluyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seydacan.com/2009/08/30-agustos-zafer-bayrami-gunun-anlami-ve-onemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Koka Kola&#8217;nın Türkiyeye Geliş Öyküsü</title>
		<link>http://www.seydacan.com/2009/08/koka-kolanin-turkiyeye-gelis-oykusu.html</link>
		<comments>http://www.seydacan.com/2009/08/koka-kolanin-turkiyeye-gelis-oykusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 08:00:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>charlieCan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihten]]></category>
		<category><![CDATA[coca cola nın tatrihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[cocacola]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seydacan.com/?p=5843</guid>
		<description><![CDATA[İstihbarat servisinin, CIA’dan para almakla suçlanan eski şefi… Evinde gizlice Coca-Cola istifleyen bir holding patronu… O patronun, istihbarat şefine kazık attığı söylenen ve sonradan öldürülen kardeşi… Coca-Cola’nın Türkiye’ye giriş yıllarından, hızlı başlayıp tatsız sonuçlanan, ibretlik bir öykü… image00188.jpg Coca-Cola’nın Türkiye’ye nasıl geldiğini ve gelirken ne büyük bir kavgaya yol açtığını biliyor muydunuz? Kavga iki hafta]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstihbarat servisinin, CIA’dan para almakla suçlanan eski şefi… Evinde gizlice Coca-Cola istifleyen bir holding patronu…<br />
O patronun, istihbarat şefine kazık attığı söylenen ve sonradan öldürülen kardeşi… Coca-Cola’nın Türkiye’ye giriş yıllarından, hızlı başlayıp tatsız sonuçlanan, ibretlik bir öykü…</p>
<p>image00188.jpg Coca-Cola’nın Türkiye’ye nasıl geldiğini ve gelirken ne büyük bir kavgaya yol açtığını biliyor muydunuz? Kavga iki hafta önce Sabah’ta yayımlanan “Kemal Has babama kazık attı” başlıklı bir haberle açığa çıktı.<br />
Yıllar sonra babasının hakkını savunan kişi, 12 Eylül’ün Dışişleri Bakanı ve Hürriyet gazetesi yazarı İlter Türkmen’di…<br />
Babası ise 1953-57 arasında, o dönemin MİT’i sayılan Milli Asayiş Hizmetleri’ni (MAH) yöneten Behçet Türkmen…<br />
Sabah’ta Ferhat Ünlü’nün “MİT’in Patronları” başlıklı yazı dizisinde bir ayrıntı olarak bahsedilen olay, aslında dünyaca ünlü meşrubatın Türkiye’ye getirilmesi için yaşanan amansız kavgayı ve o kavganın ardındaki çıkar savaşını ele veren bir ipucuydu.<br />
Bugün, Türkmen’in gündeme taşıdığı olayın ayrıntılarına dalıp Coca-Cola savaşının CIA, MİT, istihbarat, kardeş kavgası, hayal kırıklığı, cinayet dolu bu müthiş öyküsünü anlatacağım.<br />
Önce öykünün kahramanlarını tanıyalım.<br />
<span id="more-5843"></span><br />
BEHÇET TÜRKMEN<br />
İstihbaratçılıktan meşrubatçılığa<br />
Behçet Türkmen bir asker çocuğu… Kendisi de Harp Okulu mezunu.<br />
image00229.jpgNaci Perkel döneminde MİT’te kısa süre görev yaptı. 1932-36 arası Atina’da, sonra da Moskova’da askeri ataşe olarak görev aldı.<br />
İlter Türkmen’e bakılırsa “dış görevleri sever”di. Bu yüzden 30 yaşında Fransızca öğrendi. Sonraları Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay tarafından Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı’na getirildi. Orada üç-dört sene çalıştıktan sonra general oldu. İzmir’de NATO karargahına verildi.<br />
1953′te Başbakan Menderes tarafından MAH’ın başına atandı. Görev süresi içinde, dış seyahatlerinde çok para harcadığına, örtülü ödeneği usulsüz kullandığına, CIA’dan para aldığına dair söylentiler çıktı.<br />
İlter Türkmen bu söylentileri şöyle yanıtlıyor:<br />
“Elbette babam maaşını Türk devletinden alıyordu. Ama CIA’dan teknik yardım alıyordu tabii… Başka nereden alacak? KGB ile mi işbirliği yapacak? Zaten NATO içindesiniz. Bugün de MİT’le CIA arasında ilişki vardır. Babam ABD’ye istihbarat toplantıları için giderdi.”<br />
Türkmen, MİT’teki görevinden ayrıldıktan sonra Bağdat’ta büyükelçilik yaptı. Sonra Oslo’ya tayin oldu.<br />
1959′da Menderes’in ünlü uçak kazasında kızını kaybetti.<br />
27 Mayıs’ta Türkiye’ye çağrılıp emekliye sevk edildi. Askerlik, istihbaratçılık, diplomatlık bitmişti. “Yeni askerler” kendisini silmişti.<br />
Sıfırdan bir iş kurmak zorundaydı. Beklediği teklif, işadamı Kadir Has’tan geldi.</p>
<p>KADİR HAS<br />
“Ayıp değil ya, Coca-Cola’yı çok seviyordum”<br />
image00318.jpgKadir Has Kayseri’de doğmuş, Adana’da büyümüş, İstanbul’da okumuş bir işadamıydı.<br />
II. Dünya Savaşı yıllarında Adana’da vesikayla gazyağı, şeker satmıştı. Savaştan sonra dayanıklı tüketim malları üretimine girmiş, zamanla işleri büyütüp MAN kamyonları, Amerikan otomobilleri, tarım arabaları alıp satmaya başlamıştı.<br />
1960′ta Adana dar geldi, İstanbul’a göçtü. Şişli’de otomotiv sanayii ürünleri pazarlıyordu. Mümessillikler aldı. Kamyon ve otomobil ticaretinden iyi para kazandı. Gençlik yıllarında Adana’da tanıştığı ve İncirlik üssünden alıp evinde stokladığı Coca-Cola’ya ilgisi o yıllarda başladı.<br />
“Vatan Borcu Ödüyorum” başlıklı anılarında (Editör: Hulusi Turgut, 2002) şöyle diyor:<br />
“ABD’ye ilk defa 1950 yılında gittim. Orada da karşıma hep Coca-Cola çıkıyordu. Ayıp değil ya, bu içeceği çok seviyordum. İşte o seyahatte dostlarıma ‘Coca-Cola’yı acaba Türkiye’ye getirebilir miyiz’ diye sordum. Tebessümle karşılayıp imkansız olduğunu ima ettiler.”<br />
Oysa onun için imkansız yoktu. Coca-Cola’yı Türkiye’ye getirmeyi kafasına takmıştı.</p>
<p>İstihbaratçı ile işadamının yolları nasıl kesişti ?</p>
<p>Behçet Türkmen ile Kadir Has’ın yolları Coca-Cola işinde kesişti. Has bir vesileyle tanıştığı Türkmen’e konuyu açtı. Niye ona?<br />
“Kendisi çok iyi İngilizce biliyordu. Dünyanın her yerinde dostları vardı. Amerika’da ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde askeri ataşelik yapmıştı. Her gittiği yerde sağlam dostluklar edinmişti.”<br />
Türkmen Paşa’ya, kurulan şirketin yüzde 5 hissesi verildi.<br />
Hisselerin yüzde 95′i ise Kadir Has’la, kız kardeşi Fazilet Aksoy’un eşi Talip Aksoy arasında paylaştırıldı.<br />
Has’ın anlatımına göre “Türkmen Paşa, dost çevresini seferber edip Coca-Cola’yı Türkiye’ye getirmek için çalışmalara başladı”.<br />
image00413.jpgAmerika’daki dostlarıyla yazışmalarından sonra işi koparabileceklerinin sinyalini verdi. İşin Amerika ayağı tamam gibiydi. Türkiye ayağı için de resmi izin başvurusu yapıldı.<br />
1964 yılıydı. İktidarda İsmet Paşa’nın bağımsızlarla kurduğu koalisyon hükümeti vardı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Coca-Cola için üretim izni alındı. Ve düğmeye basıldı.</p>
<p>Zoraki ortak<br />
İşte o aşamada Kadir Has’ın kardeşi Kemal Has, bu teşebbüse ortak olmak istedi. Talip Aksoy bu ortaklığa gönülsüzdü ama “kardeş hatrına” Has’ların ortaklık payının yüzde 35′i devredilerek Kemal Has işe dahil edildi.<br />
Sonunda Coca-Cola’nın dünyadaki 1916′ncı fabrikası Bakırköy’ün İncirli semtinde 30 bin metrekarelik bir alanda kuruldu. Fabrika tamamen Amerikan standartlarında oluşturuldu. Formülü sır gibi saklanan meşrubatın üretiminde kullanılacak özel ambalajlı konsantreler de yine Amerika’dan ithal edildi.<br />
Coca-Cola şişesi 60 kuruştan satılacaktı.<br />
Reklam kampanyasını üslenen Manajans kapakların içinde 400 bin liralık ikramiyeler olduğunu “Gizli Define” sloganıyla duyurdu.</p>
<p>“Millet içtikçe içiyor”<br />
Acaba tutacak mıydı? Türk halkı Coca-Cola’ya alışacak mıydı? Gerisini Kadir Has’ın anılarından okuyalım:<br />
“Üretimin yapılacağı gece, bayram çocukları gibi sevinçliydik. Fabrikada, makinelerin başında bekliyor, Coca-Cola’nın şişelere dolduruluşunu, şişelerin bantlarda dolaşmasını, kasalara istif edilmesini heyecanla izliyorduk. 12′şer şişelik kasalar daha sonra kamyonlara yüklenip tüketim noktalarına doğru hızla yola çıkarılıyordu.<br />
Üretimin başlamasından hemen sonra sevindirici haberler gelmeye başladı. Makinelerin düğmesine basalı henüz iki saat olmuştu. Kamyonlar yüklerini boşalttıktan sonra yeni mal almak için hızla fabrikaya dönüyordu. Umduğumuzu fazlasıyla bulmuştuk. Dört ortak çok sevinçli idik.  Evet, Türk insanı Coca-Cola’yı sevmişti. Özellikle gençler, Amerikan malı bu meşrubatı çok tutmuştu. Millet içtikçe içiyor, fabrikalarımız mal yetiştiremiyordu. Coca-Cola’dan kısa sürede çok iyi para kazandık.”</p>
<p>Sonra neler oldu?</p>
<p>Buraya kadar bir “başarı öyküsü”ne benzeyen girişim, kuruluştan sonra bir kabusa dönüştü.<br />
Kazanılan para, huzur değil, huzursuzluk getirdi.<br />
“Zoraki ortak” Kemal Has’la yönetim ilkelerinde anlaşamıyorlardı. Kemal Has ağabeyinin önerilerine tepki gösteriyor; iş bir kör dövüşüne dönüşüyordu.<br />
Zıtlaşma zamanla Kadir Has’ın ruh sağlığını bozacak düzeye gelince Kemal Has bir gün abisine “İstersen hisselerini bana sat ya da ben sana devredeyim” dedi.</p>
<p>“Gazozun havası kaçmıştı.”<br />
Bir arabulucu bulundu. Müzakereler sonucu Kadir Has, gözbebeği hisselerini içi yanarak kardeşine devretti. Bedelinin dörtte birini peşin aldı, kalanını üç yıl vadeye bağladı.<br />
Ama devir işleminden sonra nefes darlığından yatağa düştü.</p>
<p>Öbür ortak öldü<br />
O bırakmıştı ama Behçet Türkmen devam ediyordu. Onun öyküsünün devamını da oğlu İlter Türkmen’den dinliyoruz:<br />
“Kemal Has babama büyük bir kazık attı. İşle ilgili kontrat yapmamışlar. Babamın yurtdışında bu iş için yaptığı masrafları bile geri istedi. Yeşilköy’de aileden kalma bir köşkümüz vardı, ona el koymaya kalktı; iş son anda halledildi. Para kazanamadığımız gibi hacizden zor kurtulduk. Daha önce kardeşim Güner’i de kaybetmiş olan babam çok üzüldü, hastalandı. 1972′de karaciğer kanserinden öldü.”</p>
<p>Son ortak öldürüldü<br />
Bitmedi. Bu devir işlemiyle Türkiye’nin büyük zenginleri arasına giren Kemal Has, 1975′te 42 yaşındayken bir silahlı saldırı sonucu öldürüldü. “Fabrikaları, bankası, malı mülkü ve Coca-Cola hepsi gitti.”<br />
Bitmedi. 1950′lerin gizli gizli içilen meşrubatı 1960′larda girdiği Türkiye pazarında, önce polis sorgusunda tutukluların şişesine oturtulduğu bir işkence aracına dönüştü; sonra da gençler arasında filizlenen anti-emperyalist mücadelenin hedefi haline geldi.</p>
<p>Getiren adam kaçırıldı<br />
“Coca-Cola’yı boykot” çağrısı ilkin sosyalist Yön dergisinin kapağına, sonra Mülkiye koridorlarına, oradan da miting pankartlarına yerleşti.<br />
Ve gün geldi Mülkiye’de o boykot kampanyalarına katılan gençlerden Mahir Çayan, Coca-Cola’yı Türkiye’ye getiren Kadir Has’ı kaçırdı. 400 bin lira fidye aldılar. Para Dev-Genç’in ihtiyaçlarında kullanıldı.<br />
Böylece Kadir Has, Coca-Cola’dan sonra, Coca-Cola karşıtlarını da -istemeden- finanse etmiş oldu.<br />
Maceralı bir başlangıç değil mi?<br />
Türkiye’deki bu hadiseli doğumdan 44 yıl sonra Coca-Cola’nın başına CEO olarak bir Türkün oturacağı kimin aklına gelirdi ki?</p>
<p>Can DÜNDA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seydacan.com/2009/08/koka-kolanin-turkiyeye-gelis-oykusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanuni Sultan Süleyman ve Kadı arasında geçen diyalog</title>
		<link>http://www.seydacan.com/2009/07/kanuni-sultan-suleyman-ve-kadi-arasinda-gecen-diyalog.html</link>
		<comments>http://www.seydacan.com/2009/07/kanuni-sultan-suleyman-ve-kadi-arasinda-gecen-diyalog.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2009 11:18:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>charlieCan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihten]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman ve Kadı arasında geçen diyalog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seydacan.com/?p=5374</guid>
		<description><![CDATA[Ayasofya tamir edilirken bir ermeni usta, camii tutan kolonlardan bazılarını izinsiz kestirir , bunu öğrenen Kanuni, Ermeni ustayı cezalandırılır. Ermeni şikayetçi olur Kadı, ikisini de huzuruna çağırır. Kanunive usta, kadının karşısında ayakta beklemektedirler. Karar açıklanır: &#8220;Kısas!&#8221; yani Kanuni&#8217;de aynı şekilde cezalandırılacaktır. Ermeni usta, adalete hayret eder ve: -Madem dininiz bu kadar adil, hem davamdan vazgeçiyorum]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ayasofya tamir edilirken bir ermeni usta, camii tutan kolonlardan bazılarını izinsiz kestirir , bunu öğrenen Kanuni, Ermeni ustayı cezalandırılır. Ermeni şikayetçi olur Kadı, ikisini de huzuruna çağırır. Kanunive usta, kadının karşısında ayakta beklemektedirler. Karar açıklanır: &#8220;Kısas!&#8221; yani Kanuni&#8217;de aynı şekilde cezalandırılacaktır. Ermeni usta, adalete hayret eder ve:</p>
<p style="text-align: justify;">-Madem dininiz bu kadar adil, hem davamdan vazgeçiyorum hem de Müslüman oluyorum</p>
<p style="text-align: justify;">Davadan sonra Kanuni, kadıya:</p>
<p style="text-align: justify;">-Eğer ben padişahım diye benim lehimde bir karar verseydin, seni bu kılıcımla öldürürdüm</p>
<p style="text-align: justify;">Kadı, oturduğu minderin altından bir hançer çıkarır ve :</p>
<p style="text-align: justify;">-Sultanım siz de eğer &#8216;ben padişahım&#8217; diye kararıma itiraz etseydiniz ben de bu hançeri sizin kalbinize saplardım&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seydacan.com/2009/07/kanuni-sultan-suleyman-ve-kadi-arasinda-gecen-diyalog.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeyhzadeler Şehri AMASYA</title>
		<link>http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html</link>
		<comments>http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 07:48:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>charlieCan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihten]]></category>
		<category><![CDATA[amasa]]></category>
		<category><![CDATA[amasya elması]]></category>
		<category><![CDATA[seyhzadeler şehri amasya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seydacan.com/?p=5308</guid>
		<description><![CDATA[Ey güzel memleketim AMASYA. . . Bugün size biraz AMASYA dan bahsetmek istedim. Ben Amasyalıyım. Ama sorun gidip gezip gördün mü diye evet gittim fakat gezecek kadar hiç vaktim olmadı. Bugün internette gezerken memleketimin fotoğraflarına takıldı gözüm ve biraz tarihiyle ilgili bende bir kaç sey öğrenmeli ve öğrendiklerimi de sizlerle paylaşmam gerektiğini düşündüm. İki dağ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignright size-medium wp-image-5328" title="amasya-tarihi-resim" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/amasya-tarihi-resim-300x142.jpg" alt="amasya-tarihi-resim" width="300" height="175" /><br />
Ey güzel memleketim AMASYA. . .<br />
Bugün size biraz AMASYA dan bahsetmek istedim. Ben Amasyalıyım.<br />
Ama sorun gidip gezip gördün mü diye evet gittim fakat gezecek kadar hiç vaktim olmadı. Bugün internette gezerken memleketimin fotoğraflarına takıldı gözüm ve biraz tarihiyle ilgili bende bir kaç sey öğrenmeli ve öğrendiklerimi de sizlerle paylaşmam gerektiğini düşündüm.</p>
<p style="text-align: justify;">İki dağ arasındaki bir vadide olan bu küçük ama şirin bir yer varya  işte o yer benim memleketim (:<br />
Tarihsel olarak söyle kısa bir bilgi vermek gerekirse;</p>
<p style="text-align: justify;">Yapılan arkeolojik araştırma ve bulgulara göre Amasya&#8217;da ilk yerleşme M.Ö. 5500 yıllarında başlayıp Hitit, Frig, Kimmer, İskit, Lidya, Pers, Hellenistik &#8211; Pontus, Roma, Bizans, Danişmend, Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı dönemlerinde de kesintisiz olarak devam etmiştir.</p>
<p>&lt;<span id="more-5308"></span>p style=&#8221;text-align: justify;&#8221;&gt;Bu dönemlerin arkeolojik yerleşim yerlerine ait kalıntılar halen mevcuttur. Amasya merkezinde uygarlıklarından derin izler bırakan Pontuslar&#8217;ın (M.Ö.333 &#8211; M.Ö.26) Krallarının ölümünden sonra kayalara oymak suretiyle yaptıkları Kral Kaya Mezarları, bu gün bile ilimizin anıtsal eserleri arasında yer almaktadır. M.Ö. 26 &#8211; M.S.395 tarihleri arasında Roma egemenliğine geçen ilimiz ve çevresinde bu uygarlığa ait su kanalları, kaleler köprüler vb. eserlerden bazıları günümüze kadar gelebilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">700 yıl Bizans egemenliğinde kalan Amasya&#8217;yı 1071 yılında Anadolu&#8217;ya giren Alparslan&#8217;ın komutanlarından Melik Ahmet Danişment Gazi 1075 yılında fethederek burada ilk Türk Egemenliğini kurmuştur. Bundan sonra Amasya&#8217;da Selçuklu egemenliği görülmektedir. Bu dönemde yaşamış olan vali ve emirler yaptırdıkları medrese, cami, türbe gibi eserlerle kenti Anadolu&#8217;nun en büyük kültür merkezi durumuna getirmişlerdir. Selçuklular 1243&#8242;deki Kösedağ Savaşı&#8217;nda Moğollara yenilmiştir. 1246 yılında başlayan Moğol istilasında, ilk Amasya Valiliği Seyfettin Torumtay&#8217;a verilmiştir. İran&#8217;da kurulan İlhanlılar, 1265&#8242;te Anadolu&#8217;yu hakimiyetleri altına alarak, yönetime el koymuş ve kendisine bağlamışlardır. Kentimizde yaşamış bazı İlhanlı şahsiyetlerinin mumyaları halen müzemizde teşhir edilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">1341 yılından sonra Uygur Türklerinden Ertana Beyliği&#8217;nin hakimiyeti görülmektedir. 1386 yılında Şehzade Yıldırım Bayezid Amasya&#8217;yı Osmanlı topraklarına katmıştır. 1402&#8242;de Osmanlı birliğinin bozulmasına sebep olan ve Timur&#8217;un zaferi ile sonuçlanan Ankara Savaşı, Osmanlılardaki kargaşayı, Şehzadeler arasında mücadeleye dönüşmüştür. Amasya Valisi Çelebi Mehmet duruma hakim olarak ikinci defa Osmanlı birliğini sağlamıştır. Amasya; Osmanlı padişah ve şehzadelerinin gösterdikleri özel ilgi nedeniyle, &#8220;Şehzadeler Şehri &#8221; olarak ün yapmıştır. Şehzade Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmet, Şehzade Murat (II) (1404 yılında Amasya&#8217;da doğmuştur.), Şehzade Ahmet Çelebi, Şehzade Mehmet (II), Şehzade Alâeddin, Şehzade Bayezid (II) (oğlu Yavuz Sultan Selim Han 1470 yılında Amasya Sarayında doğmuştur.), Şehzade Ahmet, Şehzade Murat, Şehzade Mustafa, Şehzade Bayezid ve Şehzade Murad (III) çeşitli tarihlerde Amasya&#8217;da Valilik Yapmışlardır. Bu dönemde birçok âlim ve ulema yetişmiş, saray, çeşme, medrese, cami, türbe v.b. gibi kalıcı eserlerle kentimiz bir kültür merkezi olarak tarihteki yerini almıştır. Bu eserler günümüze kadar gelerek geçmişe ışık tutmaya devam etmektedir.Tarihin akışı içerisinde önemli roller üstlenen Amasya Kurtuluş Savaşı sırasında yine ön plana çıkmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Tarihi yönden çok zengin olan bu güzel şehir şeyhzadeler şehri olarak da anılmaktadır. Gelin biraz da fotoğraflarına bakalım (: müzeden,evlerin görünümlerinden kısaca biraz karma bir albüm hazırladım size buyrun</p>

<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/alparslan1' title='alparslan1'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/alparslan1-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="alparslan1" title="alparslan1" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/alparslan2' title='alparslan2'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/alparslan2-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="alparslan2" title="alparslan2" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/alparslan3' title='alparslan3'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/alparslan3-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="alparslan3" title="alparslan3" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/amasya' title='Amasya'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/Amasya-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Amasya" title="Amasya" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/amasya2' title='amasya2'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/amasya2-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="amasya2" title="amasya2" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/amasya_mukemmel_manzara' title='amasya_mukemmel_manzara'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/amasya_mukemmel_manzara-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="amasya_mukemmel_manzara" title="amasya_mukemmel_manzara" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/amasya_resimleri6' title='Amasya_Resimleri6'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/Amasya_Resimleri6-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Amasya_Resimleri6" title="Amasya_Resimleri6" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/amasya-doga-manzarasi' title='Amasya-doga-manzarasi'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/Amasya-doga-manzarasi-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Amasya-doga-manzarasi" title="Amasya-doga-manzarasi" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/amasyaevi2' title='amasyaevi2'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/amasyaevi2-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="amasyaevi2" title="amasyaevi2" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/amasyaevi3' title='amasyaevi3'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/amasyaevi3-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="amasyaevi3" title="amasyaevi3" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/amasyaevi9-2' title='amasyaevi9'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/amasyaevi91-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="amasyaevi9" title="amasyaevi9" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/amasyaevi27' title='amasyaevi27'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/amasyaevi27-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="amasyaevi27" title="amasyaevi27" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/amasya-evleri' title='Amasya-evleri'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/Amasya-evleri-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Amasya-evleri" title="Amasya-evleri" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/amasya-gece-manzarasi' title='amasya-gece-manzarasi'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/amasya-gece-manzarasi-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="amasya-gece-manzarasi" title="amasya-gece-manzarasi" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/amasya-resimleri-24' title='amasya-resimleri (24)'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/amasya-resimleri-24-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="amasya-resimleri (24)" title="amasya-resimleri (24)" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/amasya-resimleri-51' title='amasya-resimleri (51)'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/amasya-resimleri-51-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="amasya-resimleri (51)" title="amasya-resimleri (51)" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/amasya-sehir-goruntusu' title='amasya-sehir-goruntusu'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/amasya-sehir-goruntusu-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="amasya-sehir-goruntusu" title="amasya-sehir-goruntusu" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/amasya-tarihi-resim' title='amasya-tarihi-resim'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/amasya-tarihi-resim-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="amasya-tarihi-resim" title="amasya-tarihi-resim" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/beratnihat_amasya7' title='beratnihat_amasya7'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/beratnihat_amasya7-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="beratnihat_amasya7" title="beratnihat_amasya7" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/bimarhane1' title='bimarhane1'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/bimarhane1-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="bimarhane1" title="bimarhane1" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/bimarhane4' title='bimarhane4'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/bimarhane4-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="bimarhane4" title="bimarhane4" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/bimarhane5' title='bimarhane5'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/bimarhane5-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="bimarhane5" title="bimarhane5" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/large_3d20377337bf877d7662422c56d5a689amasya' title='large_3d20377337bf877d7662422c56d5a689AMasya'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/large_3d20377337bf877d7662422c56d5a689AMasya-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="large_3d20377337bf877d7662422c56d5a689AMasya" title="large_3d20377337bf877d7662422c56d5a689AMasya" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/ortaresim1' title='ortaresim1'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/ortaresim1-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="ortaresim1" title="ortaresim1" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/ortaresim4' title='yedikır'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/ortaresim4-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="yedikır" title="yedikır" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/ortaresim7' title='ortaresim7'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/ortaresim7-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="ortaresim7" title="ortaresim7" /></a>
<a href='http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/ortaresim0' title='ortaresim0'><img width="100" height="100" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/07/ortaresim0-100x100.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="ortaresim0" title="ortaresim0" /></a>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seydacan.com/2009/07/seyhzadeler-sehri-amasya.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarihte Babalar Günü</title>
		<link>http://www.seydacan.com/2009/06/babalar-gunu-tarihi.html</link>
		<comments>http://www.seydacan.com/2009/06/babalar-gunu-tarihi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 06:24:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>charlieCan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündelik Hayattan]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihten]]></category>
		<category><![CDATA[Babalar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[babalar günü ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Babalar Günü Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Bu pazar babalar günü]]></category>
		<category><![CDATA[haziran aynın 3.pazar günü]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihte Babalar Günü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seydacan.com/?p=5120</guid>
		<description><![CDATA[Her yıl Haziran ayının üçüncü haftasının Pazar günü kutlanan Babalar Günü için iki ayrı kaynak gösteriliyor. Kimi araştırmacılar tarih belirtmeksizin, Batı Virginia&#8217;da yaşayan John Dowdy&#8217;nin, annesi öldükten onun yerini alan babası için böyle bir gün kutlanmasını istediğini söylüyor. Diğer bir kısmı ise, 1910 yılında Washington&#8217;daki John Bruce Dodd&#8217;un, altıncı çocuğunun doğumu sırasında hayatını kaybeden annesinin]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignright size-medium wp-image-5121" title="bebekresimleribebek105b" src="http://www.seydacan.com/wp-content/uploads/2009/06/bebekresimleribebek105b-252x300.jpg" alt="bebekresimleribebek105b" width="252" height="300" />Her yıl Haziran ayının üçüncü haftasının Pazar günü kutlanan Babalar Günü için iki ayrı kaynak gösteriliyor. Kimi araştırmacılar tarih belirtmeksizin, Batı Virginia&#8217;da yaşayan John Dowdy&#8217;nin, annesi öldükten onun yerini alan babası için böyle bir gün kutlanmasını istediğini söylüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer bir kısmı ise, 1910 yılında Washington&#8217;daki John Bruce Dodd&#8217;un, altıncı çocuğunun doğumu sırasında hayatını kaybeden annesinin ardından hayatını çocuklarına adayan babası William Smart&#8217;a özel bir gün armağan etmek amacıyla bu fikri ortaya attığını belirtiyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">İddiaların hangisi doğru bilemiyoruz ama, Babalar Günü&#8217;nün ilk kez 19 Haziran 1910&#8242;da Washington&#8217;ın Spokane kentinde kutlandığı, o tarihten sonra da ABD&#8217;nin diğer eyaletlerine yayıldığı kesin bilgiler arasında. Resmi başlangıcı ise 1924 yılında, ABD Başkanı Calvin Coolidge yaptı ve bu girişimi desteklediğini halkına açıkladı. 1966 yılına gelindiğinde, o dönemin başkanı Lyndon Johnson, her yıl Haziran ayının üçüncü Pazar gününün Babalar Günü olarak kutlanacağını açıklayan bir bildirge yayınladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Katoliklerin Babalar Günü&#8217;ne getirdikleri yorum ise bambaşka… Onlar bu kutlamayı dini açıdan ele alıp Peygamberleri Hazreti İsa&#8217;nın babası anısına, Mart ayının 19&#8242;unu St. Joseph Günü adı altında babalarına armağan ediyorlar. Ülkemizde 80&#8242;li yılların sonlarına doğru kabul gören Babalar Günü, bu yıl da Haziran ayının üçüncü Pazar&#8217;ına denk gelen günde kutlanacak.</p>
<p style="text-align: justify;">Yakınınızda ya da uzaklarda&#8230; Babanıza bugün sesinizi duyurun.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seydacan.com/2009/06/babalar-gunu-tarihi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Minified using disk
Page Caching using disk (enhanced) (user agent is rejected)
Database Caching 4/14 queries in 0.077 seconds using disk

Served from: www.seydacan.com @ 2010-09-10 02:28:58 -->