Yüreğimden Satırlara
Gündelik Hayattan
Piktogram Nedir?
13 May

Piktogram ya da piktograf bir eşyayı, bir objeyi, bir yeri, bir işleyişi, bir kavramı resmetme yoluyla temsil eden semboldür. Bu sembollere dayalı yazı sistemine “piktografi” denir. Piktografi; temsili ve grafiksel çizimler şeklinde kullanılan bir anlatım biçimidir. Bir başka deyişle, anlamlı işaretleri esas alan yazı sistemlerindeki işaretler olarak açıklanabilir. Piktografi temelde çivi yazısı gibi biraz uzam olan ve fonotik harfler veya belirleyici uyaklar kullanılarak oluşturulan bir sistemdir. Çivi yazısında ve hiyeroglifik yazılarda piktogramlar bulunur. Örneğin; Hitit ve Urartu yazı sistemleri piktografiktir.
Erken yazılı semboller, resim-yazıları ve ideogramları temel almıştır. Bunlar M.Ö. 5000 civarlarında antik Çin kültüründe kullanılmıştır ve M.Ö. 2000 yılı civarında logografik yazım sistemi olarak geliştirilmeye başlanmıştır. Piktograflar günümüzde halen Afrika’daki, Amerika Kıtasındaki ve Okyanusya’daki gelişmemiş toplumlarda, yazılı iletişimde ana araç olarak kullanılmaktadır. Piktograflar çağdaş kültürler tarafından genellikle basit, resimsel, temsili semboller olarak kullanılmaktadır. Resim-yazılar genelde farklı ağızlar veya farklı dil ailelerine mensup dilleri konuşan insanların anlayabileceği üstün bir dildir. Bu nedenle trafik işaretleri ve benzer piktografik materyaller genellikle maksimum anlaşılabilirlik bakımından, global standartlar olarak kabul edilirler.
*Kaynak: Wiki
DGS(dikey geçiş sınavı)
27 Nis
DGS Nedir?
Meslek Yüksek Okulları ile açıköğretim önlisans programlarından mezun olanlardan Lisans programlarına yerleştirilecek öğrencileri seçmek için yapılan sınavın adı Dikey Geçiş Sınavı (DGS) dir.
DGS nin içeriği
Sınavda adaylara sayısal ve sözel bölümden oluşan bir yetenek testi uygulanacaktır. Sayısal ve sözel bölümler adaylara bir kitapçık hâlinde verilecek ve adaylar cevaplarını cevap kâğıdına işaretleyeceklerdir.
Sınavda uygulanacak test, lisans öğrenimindeki başarıda etkili olan sayısal ve sözel içerikli akıl yürütme (muhakeme) becerilerinin ölçülmesini amaçlamaktadır. Bu amaçla ilgili olarak hazırlanacak sorular, önlisans programlarında kazanılan bilgi ve becerileri ölçmeye yönelik olmayacaktır. Test soruları, farklı alanlardan gelen yükseköğretim kurumu mezunlarının cevaplayabilecekleri nitelikte olacaktır.
DGS sınav süresi 180 dakika (3 saat ) dır.
DGS Puan Hesaplama
Adayların testlerden almış olduğu puanlardan hesaplanan sayısal ve sözel standart puanlar ve ağırlıklı önlisans başarı puanları (AÖBP) kullanılarak adayların yerleştirmede esas alınacak DGS puanları hesaplanacaktır. DGS puanını oluşturacak olan sayısal ve sözel standart puanlar ile Ağırlıklı Önlisans Başarı Puanının ağırlıklarını belirleyen katsayılar aşağıdaki tabloda yer almıştır. Her aday için puanlar, tablodaki katsayılar ile çarpılarak toplanacak ve bulunacak toplam, adayın ilgili DGS puanını oluşturacaktır.
DGS Sonuçlarına Göre Yerleştirme İşlemi
Yerleştirme işlemi, adayların 2009-DGS puanları, tercihleri ve yükseköğretim programlarının kontenjan ve koşulları göz önünde tutularak bilgisayarla yapılacaktır. Programlara yerleştirme işleminde puan en önemli rolü oynamaktadır. Örneğin T programını, aday A birinci tercihinde, aday B dördüncü tercihinde göstermiş olsun. Aday B’nin puanı aday A’dan yüksekse ve aday B ilk üç tercihine puanı yetmediği için yerleştirilmemiş ise T programına puanı daha yüksek olduğu için aday B yerleşecektir.
Aynı programı tercih etmiş olan adayların 2009-DGS puanlarının eşit olması durumunda, daha büyük ağırlıkla katılan standart puanı yüksek olana (eşit ağırlıklı 2009-DGS puanında sayısal standart puanı yüksek olan), eşitlik yine sürdüğü takdirde ilgili AÖBP yüksek olana öncelik verilecektir. Eşitlik yine sürdüğü takdirde söz konusu programı daha üst tercihinde gösterene, eşitlik yine de sürdüğü takdirde doğum tarihi günümüze daha yakın (yaşı küçük) olana öncelik verilecektir.
DGS Sınav Tarihi
DGS sınavı her yıl Temmuz ayının başlarında yapılmaktadır. Başvurular ise Nisan sonu veya Mayıs ayı başlarında yapılmaktadır.2010 DGS sınavı 4 Temmuz tarihinde yapılacaktır.
DGS Müracaatı
Son yıllarda DGS’ye başvuran adaylardan, öğrenim bilgilerinde değişiklik olmayanlar, başvurularını bireysel olarak internet aracılığıyla kendileri yapabilirler ya da başvuru merkezlerinden yaptırabilirler. Son üç yıl içinde DGS’ye başvurmamış adaylar başvurularını başvuru merkezleri aracılığıyla yapacaklardır. Başvuru merkezleri ÖSYM’nin http://www.osym.gov.tr internet adresinden yayınlanacaktır.
Bütün adaylar sınav ücretini başvurudan önce ilgili banka şubelerine yatıracaklardır. Adayların, sınav ücretini yatırmaları için kılavuzun arka sayfasında belirtilen banka şubelerinden birine gidip; sınavın adı, T.C. Kimlik Numarası ile ad ve soyad bilgilerini vermeleri yeterli olacaktır. Uyruğu T.C. olmayan adaylar ÖSYM’nin internet sayfasındaki “Y.U. Numarası Edin” başlıklı alandan aldıkları numarayı T.C. Kimlik Numarası olarak kullanacaklardır. Adaylar, sınav ücretinin yatırıldığını gösteren banka dekontunu almayı unutmamalıdırlar.
DGS çıkmış sorular
DGS çıkmış sorular için tıklayınız.
DGS puanlarını belirleyen standart puanlar ve katsayılar

Kimler hangi bölümleri tercih edebilirler
Kimler hangi bölümleri tercih edebilirler. tıklayınız
kaynak:www.femakademi.com
2010 Açık Öğretim Sınav sonuçları
26 Nis
2010 Açık öğretim fakültesinin nisan ayında yapmış olduğu vize sınavının sonuçları bu hafta açıklanacak..
Açıköğretim sınav sonuçlarınızı buradan öğrenebilirsiniz..
Açık Öğretim Sınav sonuçlarınızı AÖF’nin resmi internet sitesinden ulaşabilirsiniz.
Sonuçlar açıklandığında aşırı bir yoğunluk olacağından siteye erişim ilk etapta zor olabilir. Service Unavailable hatası alabilirsiniz. Bunun için bir süre sonra yoğunluk azalacaktır, daha sonra tekrar erişmeyi deneyebilirsiniz.
Diyapazon Nedir?
26 Nis

Çelikten yapılmış U şeklinde, titreştirilince ana seslerden birini vermek üzere yapılan bir âlet. Bir insanın veya müzik âletinin yetişebileceği ses alanına da diyapazon denir. Piyano, keman, gitar gibi müzik âletleri tellidirler. Bunların telleri ayarlı gerilmezse sesleri düzgün çıkmaz. Fazla gerilince veya gevşetilince akordu bozulmuş olur. Seslerdeki incelikleri kulakları ile hassas olarak ayırt edebilenler diyapazonun sesini dinleyerek telli müzik âletlerini kolayca ayarlayabilirler. Zira diyapozonun ucuna vurulduğu zaman çıkan ses hep aynı notayı çıkarır.
Diyapazon çelikten yapılmış olup U biçiminde kıvrılmıştır. Bir sapı ve altında bir tarafı açık tahta kutu vardır. Kıvrılan kollar ne kadar küçük olursa çıkan ses o kadar tiz olur. Diyapazonun akordu hiç bozulmadığı için devamlı kullanılabilir. Ses tonunu yükseltmek için çatalın uçları eğe ile biraz eğelenir. Ses tonunu azaltmak için diyapazonun ayağının ucu eğelenir.
Güzel bir Hikaye :)
14 Nis

New York’ta bir bankanın önünde duran son model Rolls Royce otomobilden inen adam, hızlı adımlarla bankaya girdi ve önüne çıkan ilk görevliye, bireysel kredi için başvuruda bulunmak istediğini söyledi. Görevli onu, müşteri temsilcisine götürdü. Adam, çok acele bir is için Avrupa’ya gitmek zorunda olduğunu ve bu nedenle bir hafta vadeli beş bin dolar krediye gereksinim duyduğunu söyledi. Müşteri temsilcisi kısa bir araştırma yaptıktan sonra. “Ticari ve mali sicilinizi inceledik. Bu krediyi almanız için bir engeliniz yok” dedi ve ekledi: Fakat bir konuyu belirtmeliyiz. Bizim bankamızla daha önce hiç çalışmamışsınız. Banka olarak sizi resmen tanımıyoruz. Bu nedenle, söz konusu krediyi verebilmemiz için karşılığında sizden bir teminat almak zorundayız”. Adam cebinden Rolls Royce’un anahtarını çıkardı, bankanın müşteri temsilcisine uzattı: “Çok acelem var, uçağa yetişeceğim.” dedi. “kapıdaki Rolls Royce’ umu teminat olarak alabilirsiniz”. Kredi işlemleri çok hızlı bir bicimde tamamlandı. Banka Rolls Royce otomobili bankanın garajına çektiler, adama da beş bin dolar krediyi verdiler. Müşteri temsilcisi, kişisel merakını gidermek için bir hafta boyunca özel bir araştırma yaptı ve bankalarının bu yeni müşterisinin çok büyük bir is adamı ve çok büyük bir servet sahibi olduğunu öğrendi. Bir hafta sonra adam yeniden gelip, borcunun anaparası beş bin dolarla, bir haftalık faizi dokuz bucuk doları ödedikten sonra, müşteri temsilcisi bir turlu yenemediği merakının dürtüsüyle sordu: “Sizin, çok büyük bir is adamı ve çok büyük bir servetin sahibi olduğunuzu öğrendim” dedi. “Yalnızca kişisel merakımdan soruyorum. Lütfen söyler misiniz, sizin için çok küçük bir miktar olan beş bin dolarlık krediye neden gereksinim duydunuz?” Adam hafifçe gülümsedi: “Siz de bana lütfen söyler misiniz?” dedi. “Böyle lüks bir otomobili, New York’ta hangi kapalı garaja, bir hafta boyunca dokuz bucuk dolara bırakabilirsiniz?(para kazanmak sadece çalışma ve hırsla olmaz,zeka da gerekir..)
Evren Nasıl Yaratıldı?
14 Nis

Kuran-ı Kerim’de evrenin ortaya çıkışı şöyle açıklanır:
“O gökleri ve yeri yoktan var edendir…„
(En’am Suresi, 101)
Kuran’da verilen bu bilgi, çağdaş bilimin bulgularıyla tam bir uyum içindedir. Bugün astrofiziğin ulaştığı kesin sonuç, tüm evrenin madde ve zaman boyutlarıyla birlikte, bir sıfır anında, büyük bir patlamayla var olduğudur. “Büyük Patlama”, orijinal adıyla “Big Bang” teorisi, tüm evrenin yaklaşık 15 milyar yıl önce tek bir noktanın patlamasıyla yokluktan meydana geldiğini kanıtlamıştır. Büyük Patlama teorisi bugün evrenin varoluşu ve başlangıcı konusunda bütün bilim çevreleri tarafından ortak kabul gören yegane bilimsel açıklamadır.
Big Bang’den önce madde diye bir şey yoktur. Maddenin, enerjinin, hatta zamanın dahi bulunmadığı, tamamen metafizik olarak tanımlanabilecek bir yokluk ortamında madde, enerji ve zaman yaratılmıştır. Modern fiziğin ortaya koyduğu bu büyük gerçek, Kuran’da bize 1400 yıl önceden haber verilmektedir.
Holografi Nedir?
14 Nis

Üç boyutlu resim (hologram) veren fotoğraf tekniği. Fikir ve ilk teorik gelişmeler İngiliz Denvis Gabor’ın 1947’deki çalışmalarında görülmektedir. Fakat holografi tekniğinin ilk tatbikatı ancak 1960’larda lazer ışığının keşfiyle mümkün olabilmiştir. Holografinin sonuç ürünü olan hologram ile verilen gör…üntülerde derinlik de vardır ve değişik yönlerden seyredilebilir.
Banyo edilmiş holografik filimlerdeki şekiller, resmi çekilmiş bulunan görüntüye hiç benzemezler. Meselâ resmi çekilen üç boyutlu bir cisimse, hologramdaki şekil iç içe çizilmiş bir sürü daireden ibâret çok karmaşık bir halde olur. Resmi çekilen iki boyutlu bir düzlem ise, hologramda aydınlık ve karanlık şerit şekilleri gözükecektir. Hologramlar genel olarak saydam levhalardır. Bu levhanın bir tarafından resim çekilirken kullanılmış bulunan monokromatik ışığın benzeri tutulur ve diğer taraftan bakılınca cismin hayali görüntüsü bütün boyutlarıyla seyirciye gözükür.
Sonsuzdan Sonsuzu Çıkarttığımızda Neden Sıfır Kalmaz?
5 Nis

Öncelikle fiziksel dünyada sonsuz diye bir şey yoktur. Eğer bir aritmetik işlem sonucunda sonsuz elde ediyorsanız, o işlemin bir aşamasında gerçek dünyada olmayan bir varsayımı işin içine girmiş demektir (ya da bir yerlerde hata yapılmıştır).
Matematikçiler bu …tip durumlarda varsayımların dikkatli bir şekilde tanımlandığı “limit” hesabını geliştirmiş. Sonsuz eksi sonsuz tipi ifadeler de bu türden: Her iki sonsuzun nasıl elde edildiği incelenmeli, işlem daha dikkatli bir şekilde yapılarak sonuç bulunmalı. Çıkan sonuç da herhangi bir sayı, hatta sonsuz bile olabilir.
Sonsuz kavramı, matematikte değişik yerlerde değişik anlamlarda kullanılıyor. Ama, aritmetikte sonsuzu diğer sayıların arasına uyumlu bir şekilde katmanın imkanı yok. Burada uyumluluktan kastım dört işlemin doğal gördüğümüz temel özelliklerinin sağlanması. Örneğin, (a+b)+c=a+(b+c) gibi, ya da a+b=c ise a=c-b gibi. Sonsuzu bu dört işleme sokmaya çalıştığımız zaman bu özelliklerden bazıları sağlanmıyor. Eğer sonsuz+1=sonsuz ediyor ve aynı zamanda sonsuz+2=sonsuz ediyorsa, sonsuz-sonsuz hem 1 hem de 2’ye, hem de dediğin gibi 0’a eşit olmalı. Bu da oldukça anlamsız bir şey: Her aritmetik işlemin tek bir sonucu vardır. Bu nedenle, sonsuz’u dört işleme girebilen bir sayı olmaktan çok, bir büyüklük fikrini anlatan bir kavram olarak düşünmek daha doğru olur.
*Kaynak: Tübitak
1 Nisan Şakasının Kökeni
1 Nis
Her ne kadar Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar) milattan önce 46 yılında takvimin başlangıcını Ocak ayı olarak ilan ettiyse de, 16. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa’da yeni yıl geleneksel olarak, bahar aylarının başlangıç tarihi olarak da kabul edilen, Mart ayının 25′inde başlardı.
1564 yılında Fransa Kralı IX. Charles, takvimi değiştirerek yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. O zamanki iletişim şartlarında bazı insanların bundan haberi olmadı, bazıları ise bu kararı protesto etmek amacıyla eski adetlerine devam ettiler, 1 Nisan’da partiler düzenlediler, birbirlerine hediyeler verdiler.
Diğerleri ise bunları Nisan aptalları olarak nitelendirip bu güne ‘Bütün Aptalların Günü’ adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak bir partiye davet ettiler, gerçek olması mümkün olmayan haberler ürettiler.
Yıllar sonra takvimin ayları yerine oturup, Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar l Nisan gününü kendi kültürlerinin bir parçası olarak görmeye başladılar. Adeti gittikçe süsleyerek, zenginleştirerek ve yaygınlaştırarak devam ettirdiler. Bu adetin İngiltere’ye ulaşması yaklaşık iki yüzyıl sürdü, oradan da Amerika’ya ve bütün dünyaya yayıldı.
l Nisan şakalarının sembolünün ‘Nisan Balığı’ olmasının nedeni ise Mart ayının sonlarına doğru, Güneş’in Balık Burcu’nu terk ediyor olmasıdır.
Karnımız Neden Guruldar?
30 Mar
Mide, kaslı bir yapıya sahiptir ve sindirimde çok çeşitli görevleri vardır. Sürekli olarak kasılan, gevşeyen, hareket eden, çalkalanan ve sindiren bir organdır. Midemiz dolu olduğunda, tüm bu aktiviteler normal ilerleyişini sürdürür. Ancak midemiz boş olduğunda da kasılmalar devam eder. Bu kasılma hareketleri devam ederken, mide duvarlarının birbirine sürtünmesi sonucunda da, karın guruldaması dediğimiz sesi duyarız. Bu bize, yemek yeme vaktinin geldiğini hatırlatan bir sinyaldir. Ancak uzun bir süre aç kaldığımızda, kas hareketleri azalır. Bunun nedeni, vücudun açlık fazına girmesi ve sindirilmiş besinler yerine depo yağların kullanılmaya başlamasıdır.
Karnımızın guruldamasının diğer bir nedeni ise, midemiz boş olduğunda içine dolan havadır. Midenin hareketleri ile, içinde bulunan hava kabarcıklarının da ileri-geri hareket etmesi sonucunda, guruldama sesi ortaya çıkar.


Son Yorumlar