Yüreğimden Satırlara
Ocak, 2009 için arşivler
virüs uyarısı !
29 Oca
Microsoft,”conficker” adlı virüsün bilgisayarlara giriş yapma hazırlığında olduğunu bildirdi.
Microsoft 23 ekim 2008′de acil bir güncelleme yayınladı.Bu güncelleme solucanlar ve diğer virüsler tarafından kullanılabilir bir açıklığı kapatıyordu.Fakat bu güncelleme hackerlarında büyük ilgisini çekti.Açıklığın yayınlanmasından kısa bir süre sonra birçok hacker kötü niyetli yazılım kullandılar ama pek de başarılı olamadılar.İlk ciddi tehdit kendini bir ay sonra “conficker”adıyla gösterdi.Ve şimdiye kadar hiçbir solucan conficker kadar başarılı olamadı.Şimdiye kadar 15 milyon bilgisayara bulaştığı tahmin ediliyor.
Peki bu virüsün bilgisayarımıza bulaştığını nasıl anlarız ?
- virüs programınız kendini güncelleyemiyorsa
- Windows Update başarısız oluyorsa
- Windows Defender güncellenemiyorsa
- Svchost adresinden hata mesajları geliyorsa
- Güvenlikle alakalı önemli sitelerin bir kısmına ulaşamıyorsanız
- “wscsvc” (Windows Security Center Service)
“WinDefend” (Windows Defender Service)
“ERSvc” (Windows Error Reporting Service)
“WerSvc” (Windows Error Reporting Service) Windows servislerine ulaşamıyorsanız virüs size bulaşmış olabilir.
Microsoft bu virüsün bilgisayarlarımızda etkili olmaması için ilk yapacağımız işin şifrelerimizi güçlendirmemiz gerektiğini söylüyor.Bol confickersız ve virüssüz günler dilerim
![]()
hayat cümlelerimde mi saklı
29 Oca
Cümlelere mi döküyorum hayatı yoksa hayat cümlelerimde mi saklı…
Bilmiyorum ne yapıyorum nerdeyim ben nerede ne yapıyorum. Hangisi doğru bu sözün ya da hangisi yanlış olan… Bir cümle mi kuruyorum yoksa bir hayat mı yazılı olan.. Satırlar arasında sıkışıp kaldım bir yanımda hayat akıyor diğer yanımda satırlar… Bir sen yoksun ey gönlüm cümlelerin arasına sıkışan..
nerede kaybettim ben seni nerede kaldın hani nerede… bir yalan cümlenin peşinden mi gittin… yoksa yalan cümleler mi kandırdı seni …
korkar oldum cümle kurmaktan sus sakın söyleme ifade etme kendini bilmesin karsındaki hissiz cani.. sus sakın konuşma aldatmasın seni..bu sefer hakim ol kendine üzme artık beni.
Tıkanıp Kaldığında Hayat
28 Oca
Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde,
Yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını,
Dağlara dönmeli yüzünü insan.
Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak;
Yeni insanlarla ‘tanışmalı, yeni keşifler yapacak….
Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, Gerçekleştirmeyi denemeli!
Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir,
Kendisinin bir sal olup da, O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.
Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler,
Her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa,
Değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri;
Küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, bir kaç durak önce inip
Servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı güneş gözlüklerini;
Gördüğünü hissedebilmeli!
Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce,
Değerli olabilmeli hayat!
İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için!
Başkasının yerine koyabilmeli kendini;
Ağlayan birine “gül”, inleyen birine “sus” dememeli!
Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!
Şu adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı; Sevgisiz, soysuz kalarak!
Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,
Derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine…
Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını…
Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna; fırtınada boranda; Öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın!
Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği;
Bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli! Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu Olmayı beklememeli!
Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı; Bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için; kaçırmamalı!
Çünkü; hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması için, hiç Çaresiz kalmamışsan, dermanı olamazsın dertlerin; ağlamayı bilmiyorsan, Neşesizdir kahkahaların;
Merhaba dememişsen, anlamsızdır elvedaların…
Ne, herkesi düşünmekten kendini, ne; kendini düşünmekten herkesi unutmamalı!
Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek ya da hep almak için…
Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil,
Söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli!
Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere…
Hafızası olmalı insanın; hiç değilse, aynı hataları, aynı bahanelerle tekrarlamaması için!
Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak! Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak!
Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi;
Ama, kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki, hakkını verebilsin sevdiklerinin;
Zaman bulabilsin; Bir teşekkür, bir elveda için…
Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer; Asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten;
Ama, herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli insan!
Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi…
Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı…!
(alıntı)
ördeklere dikkat
27 Oca
Cennette 3 Kadın….
Üç kadın arkadaş bir kaza sonucu aynı anda
hayatlarını kaybedip cennete giderler.Cennetin kapısında onları
karşılayan melek :
‘Sizin burada uymanız gereken tek kural var.. O da
ördeklere dikkat edin sakın üstlerine basmayın’
der. Sonra kapı açılır üç kadın cennete girerler. Gerçekten de etrafta
ördek doludur. Üstlerine basmamak adeta imkansızdır. Dikkat etmesine
rağmen kadınlardan biri kazayla bir
ördeğin üstüne basar. Hemen melek belirir.Yanında son
derece çirkin
bir adam vardır. Kadını kolundan adama kelepçeler ve
‘Ördeğin üstüne basmanın cezası olarak sonsuza kadar bu çirkin adama
kelepçeli olarak
yaşayacaksın’ der.
İkinci gün kadınlardan biri yine kazayla bir ördeğin üstüne
basar ve melek anında yanında çok çirkin bir adamla
gelip onları kadına ceza olarak birbirlerine kelepçeler. Üçüncü
kadının gözü bu
olaylardan çok korkar. Diğerlerinin akıbetine
uğramamak ve sonsuza kadar çirkin
bir adama kelepçelenip yaşamamak için her attığı adıma
acayip dikkat
etmeye başlar.
Aradan aylar geçer ve hiçbir ördeğin üstüne basmaz. Derken bir
gün melek belirir. Bu kez yanında boylu poslu
inanılmaz derecede yakışıklı
bir adam vardır. Melek hiçbir şey söylemeden yakışıklı
adamla kadını
kelepçeler ve yine birşey söylemeden çeker gider.
Kadın artık mutluluktan
uçmaktadır. O güne kadar gördüğü en yakışıklı Adamla
kelepçelenmiştir. Adama
döner ve
‘Ben acaba ne yaptım da sonsuza kadar senin gibi güzel bir
adamla birlikte olmayı hak ettim’ der.
Adam suratı asık bir şekilde cevap verir:
‘Vallahi seni bilmem ama ben az önce bir ördeğin üstüne bastım’
Bir Tebessüm Hikayesi
27 Oca
Küçük kiz,hüzünlü bir yabanciya gülümsedi. Bu gülümseme adamin
kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava icinde yakin
geçmiste kendisine yardim eden bir dosta tesekkür etmedigini
hatirladi.Hemen bir not yazdi,yolladi.
Arkadasi bu tesekkürden o kadar keyiflendi ki,her ögle yemek yedigi
lokantada garson kiza yüklü bir bahsis birakti. Garson kiz ilk defa
böyle bir bahsis aliyordu.Aksam eve giderken,kazandigi paranin bir
parçasini her zaman köse basinda oturan fakir adamin sapkasina birakti.
Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki…iki gündür bogazindan asagi
lokma geçmemisti. Karnini ilk defa doyurduktan sonra,bir apartman
bodrumundaki tek odasinin yolunu islik çalarak tuttu. Öyle neseliydi
ki, bir saçak altinda titreyen köpek yavrusunu görünce,kucagina
aliverdi.
Küçük köpek gecenin sogugundan kurtuldugu için mutluydu. Sicak odada
sabaha kadar kosusturdu.Gece yarisindan sonra apartmani dumanlar
sardi.Bir yangin basliyordu.Dumani koklayan köpek öyle bir havlamaya
basladi ki,önce fakir adam uyandi, sonra bütün apartman halki…
Anneler,babalar dumandan bogulmak üzere olan yavrularini kucaklayip,
ölümden kurtardilar …
Bütün bunlarin hepsi,bes kurusluk bile maliyeti olmayan bir
tebessümün sonucuydu.
MUTLU BiR GÜLÜMSEYiSiN YERiNi HiÇ BiR TATLI SÖZ TUTAMAZ
GÜL GÜL GÜL
görsellik bu kadar güzel anlatılır
27 Oca
pek fazla söze gerek yok hayatın görsel anlatımını aşağıdaki karikatürler yeteri kadar anlatıyor nasılsa buyrun birlikte bakalım.
Resimlerin üzerine tıklayın büyük hallerini göreceksiniz…
1980lerden esintiler diziler
27 Oca
O yıllarda ne cep telefonu vardı hayatımızda ne de internet herkesin evinde.. Başkaydı o yıllar eskiyle yeniyi ayıran bir kuşak gibidir 80li yıllar.. O yılların müzikleri de filmleri de dizileri de bunu çok güzel yansıtır bakıldığında…
Kadınlar yalan rügarı izlerken ailecenek hayat ağacı izlenirdi o yıllarda.. Bir de ALF vardı hayatımızda değişik bişey..
Güzeldi o günler ve özeldi.. Ya da bugün o tad bulamadığım için mi bu kadar özlemli o yıllara sözlerim bilemiyorum. Neyse lafı uzatmadan fotoğraf karelerine birlikte bakalım isterseniz…
Eski paralara ne oluyor?
27 Oca
Her sene bu paraların değişmesi, eskisi yenisi benim artık canımı sıkmaya başladı. inanın bazen elimdeki parayı tanıyamıyorum. Yeni paralarla eski paralar insanın göz alışkanlığında biraz oynama yapıyor. Peki her sene değişen bu paraların eskileri ne oluyor.
Merkez Bankası yoğun güvenlik önlemleriyle bünyesine getirdiği bu paraları ayırıyor , tekrar sayılıyor ve imha ediyor.
Gelin fotoğraf karelerine birlikte bakalım…
Siz de eski paralarınızı merkez bankasına giderek yenileriyle değiştirebilirsiniz..
İnternet ucuzluyor muşş
27 Oca
Bakanlar Kurulu eknonomik krize yönelik alınan tedbirler paketini yavaş yavaş açıklamaya başladı.
Bunlardan biri vergi de kolaylık….
*Hurda araçların tasfiyesinde 30yaş ve üzeri araçları kapsayacak ve motorlu taşıtlar vergisinde kolaylık sağlanacağı açıklandı.
*internete vergi indirimi uygulanacağı da söyleniyor. Bakanlar Kurulunun aldığı karara göre internetten alınan yüzde 15 oranındaki vergi yüzde 5e indirilecek. Sabit telefonlardan alınan özel iletişim vergisi oranı yüzde 15’e indirilmesine karar verildi.
Dilerim bu yapılan indirimler fiyatlara yansır. Çünkü geçen sene de gıdadaki kdv indirimi pek yansımadı gibime geldi benim şahsi görüşümce… Dilerim DOĞAL GAZ a da zam değil indirim gelir…Hoş o indirimler bize yansır mı orasını bilemem en azından petrolde örneğini gördük…









































































Son Yorumlar