Yüreğimden Satırlara
Aralık, 2008 için arşivler
Sağlıklı bir yaşam için tükedilmesi gereken gıdalar
31 Ara
Türkiye de faydalı besinlerin en çok bulunduğu ülkelerden biri. Kırmızı ıspanak denilen şalgam, vücut direncini artıran safran, kalsiyum ve magnezyum deposu sardalya, kolesterolü düşüren tarçın… İşte Amerikalı Beslenme Uzmanı ve yazar Dr. Johnny Bowden’ın favori 10 gıdası ve yararları…
SARDALYA Konservedeki sağlıklı besin. Omega-3 bakımından zengin ve hiç kurşun içermeyen bir besin maddesi. Kalsiyum ve magnezyum ile yararlı mineraller bakımından çok zengindir ve B vitamini deposudur. İster salatanıza katın, ister sandviç olarak yiyin, isterseniz hardal ve soğanla birlikte tabakta servis yapın.
SAFRAN Baharatların süperstarıdır. Her türlü sebze yemeğine katabilir veya omlet ve yumurtanızın üstüne koyabilirsiniz. Ateş düşürücü ve vücut direncini artırıcı etkilere sahiptir.
ŞALGAM Adeta kırmızı ıspanak gibidir. Doğal kırmızı pigmentleri vücut direncini artırır. Şalgam ısıtıldıkça antioksidan etkisi azalır. Mümkünse çiğ olarak doğrayın ve salatanıza katın.
KABAK KONSERVESİ Düşük kalorili ama A vitamini bakımından zengin olan bu besin, bağışıklık sisteminiz için çok yararlıdır. Tarçın ve Hindistan cevizi katarak yiyebilirsiniz.
LAHANA Sülfarofan gibi çok sayıda besleyici ve bağışıklık sistemini güçlendirici madde içerir. Burgerler ve sandviçlerinizin içine bile koyabilirsiniz.
PAZI Karotenoidler bakımından zengin bu bitki, gözlerde yaşlanmadan kaynaklanan tahribatı azaltır.
TARÇIN Kan şekeri ve kolesterol seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur. Çay veya kahvenizin üstüne bir miktar serpip içebilirsiniz.
NAR SUYU Antioksidanlarla dolu bu gıda, tansiyonunuzu düşürecektir. Günde bir bardak için.
ERİK KURUSU Taze erik tadında olmayabilirler ama antioksidan bakımından zengindirler.
DONDURULMUŞ YABAN MERSİNİ Dondurma işlemi bazı sebze ve meyvelerin besleyici değerlerini azaltır. Ama markette gözünüze çarparsa bu meyveyi pas geçmeyin.
İkinci bir şans yokmuş…
31 Ara
İkinci bir şans yokmuş… Var diyenler saçmalamışlar. Düzelir dediğin hiçbir şekilde düzelmezmiş. Sadece değişir gibi gözüküp zamanla yine eski halini alırmış. Sen doğru olduğun sürece karşındaki de doğru olur sanmak saçmalıkmış. Yalan, hayatın her anında yaşadığın içindeki en büyük yaraymış…
İnanmak, güvenmek saçmalıktan bir adım öteye götürmemiş beni. İnsanoğlunun sadece kendisine inanıp güvenmesi gerektiğini bu kadar geç bir vakitte anlamak ve anladıktan sonra ise şok etkisinde kalmak kadar aciz ve üzücü bir durum yokmuş.
Her söylenene inat yanlışın peşinden gitmek… Gözyaşı dökmekse insanoğlunun kendi salaklığından başka hiçbişey değilmiş… Hayatımıza mışları mişleri biz ekliyoruz akıllıca kurallarına göre oynayan da oluyor saçmalıklar içinde yaşayanlarda…
Sanırım ben saçmalıklar içinde yaşamayı tercih ettim..
Hz.Ali’nin Duası
31 Ara
Allah’ım! Sadece tertemiz bir kalple Allah’ın huzuruna çıkan hariç mal ve evlatların -insana- hiçbir yararı olmadığı günde senden aman diliyorum. Zalimin -hasretle- ellerini ısıracağı ve “keşke ben Resulullah’a -itaat- yolunu tutsaydım” diyeceği günde senden aman diliyorum. Günahkârların yüzlerinden tanınacağı, saçları ve ayaklarından tutulacağı günde senden aman diliyorum.
Babanın oğul yerine ve evladın da baba yerine cezalandırılmayacağı günde senden aman diliyorum. Ve doğrusu Allah’ın vaadi haktır. Zalimlere mazeretlerinin bir fayda sağlamayacağı, onların Allah’ın rahmetinden uzak ve kötü bir menzilde olacağı günde senden aman diliyorum.
Hiç kimsenin kimse üzerinde güç sahibi olamayacağı ve yetkinin yalnız Allah’a has olacağı günde senden aman diliyorum. İnsanın kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve evlatlarından kaçacağı ve herkesi meşgul edecek bir işle uğraşacağı günde senden aman diliyorum.
“Suçlu o günün azabından -kurtulmak için- eşini ve kardeşini, kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini vermek ister. Hayır -hiçbir zaman bu imkanı bulamayacak-! O -cehennem ateşi-, alevlenen bir ateştir. Deriler kavurur, soyar.” Bu günde senden aman diliyorum.
Mevlam, ey mevlam! Sen mevlasın ben ise bir kulum; kula mevladan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen -varlığımın- sahibisin, ben ise sahip olunan; sahip olunana sahip olandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen azizsin, ben ise zelil; zelile azizsen başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen yaratansın, ben ise yaratılan; yaratılana yaratandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen yücesin, ben ise hakir, hakire yüce olandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen güçlüsün, ben ise zayıf; zayıfa güçlüden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen zenginsin, ben ise yoksul; yoksula zenginden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen bağışta bulunansın, ben ise sail; saile bağıştan bulunandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen dirisin, ben ise ölü; ölüye diriden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen bâkisin, ben ise fâni; faniye bakiden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen ebedisin, ben ise geçici; geçiciye ebediden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen rızıklandıransın, ben ise rızıklanan; rızıklanana rızıklandırandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen cömertsin, ben ise cimri; cimriye cömertten başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen afiyet verensin, ben ise -derde- tutulan, derde tutulana afiyet verenden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen büyüksün, ben ise küçük; küçüğe büyükten başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen hidayet edensin, ben ise sapan; sapana hidayet edenden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen rahmansın, ben ise merhamet edilecek olan; merhamet edilecek olana rahmandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen güç sahibisin, ben ise imtihan edilen; imtihan edilene güç sahibinden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen kılavuzsun, ben ise yolunu şaşırmış; yolunu şaşırmışa kılavuzdan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen bağışlayansın, ben ise günahkâr; günahkâra bağışlayandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen galipsin, ben ise mağlup; mağlubu galipten başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen eğitensin, ben ise eğitilen; eğitilene eğitenden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen yücesin, ben ise alçak ve düşük; düşük birisine yüce olandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Rahmetinin hakkı için bana merhamet eyle. Bağışının, lütfünün ve fazlının saygınlığı için benden razı ol.
Ey bağış, ihsan, fazl ve nimet sahibi! Rahmetinin hakkı için -duamı kabul buyur-, ey merhametlilerin en merhametlisi!
Mükemmel kadından neden ayrılınır?
31 Ara
Eski Roma’nın ünlü generallerinden birinin eşi dünya güzeli bir kadınmış. Kültürü, neşesi, ev sahibeliği üslubuyla benzeri güç bulunur bir “şahane kadın” Boşanacakları haberi çıkmış, bütün Roma bu haberle çalkalanıyor.
Yakın arkadaşları bir cesaret konuyu açmışlar:
- Eşin Roma’nın en güzel, en beğenilen, gıpta edilen kadını, diye başlamışlar; lafı birbirinin ağzından alarak dakikalarca övdükten sonra, sözü şu suale getirmişler. Nasıl olur da ondan ayrılmayı düşünebilirsin?
General bacağını uzatarak:
- Çizmemi beğendiniz mi önce onu söyleyin bana, demiş.
- Çok güzel!
- Tay derisinden yapılmıştır. Sicilya’nın en marifetli çizmecisi tarafından, kendi eliyle, benim için yapılmıştır. Bir benzerini bütün Roma’da bulamazsınız.
- Belli, demiş arkadaşları. Benzersiz derken de haklısın. Ama bunun, bizim sualimizle ne alakası var?
Arkadaşlarının merakını iki kelimeyle gidermiş general:
- Ayağımı sıkıyor.
Ne önemi var ki
31 Ara

Ne önemi varki…
Benim yasamamın ne önemi varki karşımdakinin kalbi kırılmışsa.
Ne önemi varki sana adam akıllı destek olamamışsam..Söylesene ne önemi var..
Ne önemi var yüzünü güldürememişsem en hüzünlü gününde…Bencil biri gibi kendi sorunumu senle paylaşmışsam…Bu sevginin ne önemi var…
Birgün yanlış karar aldım diye pişman olacaksan ne önemi var…
Kalkıp gidemiyorsam, susmam gerektiğinde susamıyorsam ne önemi var…
Hiçbir önemi yok var olmamın…
Sen bana rahatca bişeyleri anlatamıyosan ne önemi var bu dostlugun ben senin yanında olamıyorsam…
Sana bu yazıyı yollamak konusunda terettüt ediyorsam yazı yazmamın ne önemi var…
söylermisin bu hayatın ne önemi var…Ve bu satırların…
Orhan Hakalmaz’ın gafı
31 Ara
Kadir Çöpdemir’in iki TRT sunucusu bayanla birlikte sunduğu “Sen Türkülerine Söyle” isimli programın cumartesi günkü bölümüne “Muro” diye tanınan Mustafa Üstündağ konuk oldu.
Ünlü sanatçılar Zerrin Özer, Gülşen Kutlu ve Orhan Hakalmaz’ın jüri üyeliği yaptığı programda bir ara sözü alan Orhan Hakalmaz, türkülerin çok önemli olduğunu ve çok sevdiğini vurguladı.
Hakalmaz, bunu anlatmak için de Muro’nun “Lanet olsun içimdeki insan sevgisine” sözünden esinlenerek, “Lanet olsun içimdeki Türkiye sevgisine” dedi. Pot kırdığını anlayıp Hakalmaz, düzeltmek isterken bu kez “Lanet olsun içimdeki bu Anadolu sevgisine” sözlerini kullandı.
Salonda gergin anlar yaşanırken, programa reklam arası verildi.
TARİHİN KARANLIK SAYFASI
Aradan sonra sunucu Kadir Çöpdemir, çok fazla tepki geldiğini belirterek, Hakalmaz’ın sözlerinin yanlış anlaşıldığını vurguladı. Bozulduğu görülen Hakalmaz da, “Bu nasıl yanlış anlaşılır yani? Benim anlatmak istediğimden başka türlü nasıl bir anlam çıkarıyorlar anlamıyorum” dedi.
Konuyu daha fazla uzatmak istemeyen Kadir Çöpdemir, “Orhan Hocam, bırakalım artık isterseniz bunu. Tarihin karanlık sayfalarında kalsın” dedi. Ara ara Hakalmaz yeniden konuya dönüp düzeltmek için uğraşırken, daha sonra programa devam edildi.
Canlı yayında oluyor böyle vakkalar.. İnsanlar 2kere düşünüp konuşmalı diye boşa demiyoruz.
yeni bir yıla girerken…
31 Ara

Yeniyıl coşkusu var yüreklerde… Bitiyor bu aksam kocaman bir yıl.Sona eriyor 2008. İyi kötü bir sürü yaşanmışlıklarıyla…Ama yeni bir umut doğuyor yüreklerimizde. 2009 a dair yeni umutlar..
Gözyaşı olmasın bu yıl göz pınarlarımızda..Hüzün uğramasın kapımıza. Teğet geçen ekonomik krizz artık 2008de kalsın ve teğetinin izleride silinsin maddi gücümüz üzerinden:). Umut dolu ama bir o kadar da güzel bir yıl olsun 2009..
yemeksepeti
30 Ara
www.yemeksepeti.com’ u bilirsiniz. İlginç bir reklam yapmış. Sloganlara güldüm okurken
KAR YAĞIYOR…
30 Ara
En çok böyle havalarda hissediyorum,yani ya kar yolları kapamışken ya da yağmur şarıl şarıl yağıyorken…
öyle ki sanki gökten düşen her damla,her zerre içinde bulunduğum kavonozun ağzını biraz daha sıkıyor,sıkıyor…
sıkışıyorum,çıkamayacağım hissi öyle bir kaplıyor ki içimi,ben bulunduğum yere çakıldım kaldım diyorum,nefes alamıyorum…
kar yolları kapadı,dağlar biraz daha üzerime geldi,ben biraz daha derinlere daldım!gökyüzüyle aramda uçurum var,sanki önceden gözümün önünden kaybolmayan dolunay,yıldızlar karanlığa gömüldü!
kar yağıyor gökyüzü gittikçe karanlığa gömülüyor…
kar yağıyor,daha çok üşüyorum…
kar yağıyor,ben görünmez oluyorum…
toprağı biraz eşeleseydi eğer,gördüğü beyazlık gözünü kamaştırmasaydı ,elini uzatsaydı bana ben sıcaklığını hissetseydim eğer,donarak ölmezdim…
üşüye üşüye öldüm,kar üzerimi






Son Yorumlar